28 Ekim 2011 Cuma

Cumhuriyet Bayramınızı Kutlarım

Bir varmış bir yokmuş var olanla var olmayanın asla karşılaşmadığı bir düşler ülkesi dağ ardında kalmış. Bu düşler ülkesinin adına layık bir de bahçesi varmış. Rengarenk çeşit çeşit çiçeklerle dolu misk ve amber kokulu bir bahçe imiş. Gel zaman git zaman bu güzel bahçenin bahçevanı değişmiş çiçeklere sorsalardı belki onlar da bu bahçevanı isterlermiş. Ne yazık ki onca güzelliklerine ragmen bu canım çiçekler konuşamamakta sadece göze hitap edebilmektelermiş kulağa değil. Bereket versin ki güllerin dallarından hiç eksik olmayan bülbüller sayesinde aslında kulağa değil beş duyu organının tamamını sarıp sarmalarlarmış. Gel zaman git zaman bu yeni bahçevan bahçeye "otorite" adlı bir çiçek ekmiş otorite bahçeye ilk geldiğinde tüm bahçe tarafından hoş bulunmuş zamanla otorite bahçenin içine kök salmış halihazırda ve dahi görünürde hiçbir şey değişmemesine rağmen otoritenin kökleri tüm çiçeklerin dibine sarılmış. Bahçede ilk önce narin olan çiçekler solmuş ve kurumuş diğer çiçekler onların ayırdına bile varamamış bahçevan da onların narinliklerini zayıflık olarak nitelendirip pek de üstüne durmamış. Günler günleri kovalamış aylar ayları yıllar yılları bazı çiçeklerin türleri yok olmaya başlasa da görünürde bir değişiklik yokmuş. Nihayetinde hala rengarenk açan ve de hala mis gibi kokan başka çiçekler varmış. Öncelerden beri bahçeyi ziyarete gelenler her ne kadar bahçedeki değişikliği farketse de bahçevan olur öyle şeyler deyip geçiştirmiş. Yavaş yavaş güllerin güzelliği de solmaya başlamış ve bülbüller de ugramaz. Lakin bahçevan için değer verdiği çiçekler hala capcanlı ve de rengarenk ve de hayat dolu olduğu için değişen bir şey olmamış. Çiçeklerden bazıları yanlarında kuruyup giden arkadaşları için üzülmüşler bu üzüntüyü de dile getirmişler iki güne kalmadan onlar da kuruyup gitmişler derken derken sabah oldu erken bahçe kendi içinde ikiye ayrılmış bazı çiçekler başlarını güneşe doğru kaldırmış yanıp kavrulmuş bazıları yüzünü topraĞa donmuş sararmış solmuş. Zahir çiçekler kendi aralarında " aaaa zavallılar yazık oldu cancağızlarıma" diye hayıflanırken diğerleri de "niye canım onlar da başlarını kaldırmayaydılar yanmayaydılar küsmeyeydiler sönmeyeydiler" şeklinde diğerlerine doğru yolu göstermeye çalışmışlar. Cümlelerden de anlaşılabileceği gibi canım bahçe bir anda ikiye bölünüp "cancağızlarım" ve "canımı alanlar"a dönüşüvermiş. Artık ilk ayrımcılık tohumları da ekildikten sonra bahçevanın dahi önüne geçemeyeceği bir istila başlamış ve bu nifak tohumları bahçenin her bir yerine ilk önce hafif daha sonra giderek sertleşen rüzgarlarla dağılıp yeşermişler ve giderek serpilmişler ve de sertleşmişler. Bahçevan bir iki defa ayıklamaya çalışmış bahçeyi lakin tembellikten midir yoksa yorgunluktan mıdır bilinmez gücü yetmemiş bırakmış işin ucunu ve dahi bucağını. Bakmış ki bahçe hala yerinde "ne olacak ki?" diye üstelememiş kendini de yormamış. Halbuki bir bahçevan olarak en önemli şeyi unutmuş artık birbirini dölleyen ya da döllenip çoğalmayı ve de çoğalıp bollaşmayı sağlayacak arılar da yokmuş.
Neyse efendim lafı çok yere uzatmayalım günlerden bir gün bahçevanın küçük yavrusu miniminnacık bir çocuk elindeki "hoşgörü" tohumunu itinayla bu güzel bahçeye ekmiş her ne kadar ilk zamanlar çok narin de olsa çocuğun sevgisiyle bu tohum günden güne serpilmiş güzelleşmiş ve her bir çiçek grubunun yanına bir filiz vermiş filizlerinden birini de otoritenin yanına göndermiş ilk başlarda bu arkadaşlıktan hoşlanmayan "ben tek başıma daha mutluyum benim hiç kimseye ihtiyacım yok benim yanımda beni destekleyen diğer sarmaşıklar ve sırnaşıklar var" dese de minik ve de cılız hoşgörü filizi orda kalmış ve masal bu ya ikisinin de serpilebileceği geniş alanlarda mutlu mesut arkadaşlıklarında otorite huzurun verdiği bu dosthane hava içerisinde diğer çiçeklerin köklerini saran nefeslerini tıkayan kendi köklerini gevşeterek onların da nefes alabilmelerine ve yaşayabilmelerine olanak sağlamış. Ve hatta rügarlarla gelen farklı farklı tohumlar bile yeniden yepyeni ve dipdiri yeşermeye başlamış. Bahçevan da bakmış ki bahçe böyle daha güzel ben bu işten anlamıyorum galiba deyip kenara çekilip kendi çocuklarına yol vermiş :))))
Dediğimiz gibi masal bu ya herşey eski haline ve hatta bunca zorluktan sonra eskisinden daha da iyi bir hale gelmiş. Bahçe de bahçevan da içindeki tüm renkler ve tüm tatlar da mutlu mesut yaşamaya devam etmişler. MUTLU SON!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder