10 Mayıs 2025 Cumartesi

Don Kişot

                          Kendinizi don kişot gibi hissettiğiniz zamanlar oldu mu hiç?     
                          Adalet arayışı içerisinde yel değirmenlerine karşı savaş açtınız mı?
                          Ya da kendinizi öyle hissettiniz mi?

 Ben mi? Ohoooo bolca.... Hatta ata sporu derler ya bazı şeyler için heh işte bu durum da benim için öyle. Bir nevi ata sporu çünkü aile boyu süzme adalet savaşçısıyızdır. 
Ben de işte bu ailenin bir bireyi olarak yola çıktığımdan  nasibime düşeni göğüsleyerek kendimi bolca don kişot durumuna sokmuşumdur. Daha  doğrusu yaşadığımız toplumda ve yüzyılda kendimi don kişot gibi hissetmeme neden olacak durumlara sokmuşumdur. 


      Gönül isterdi tabi ben de normal bir aileden geleyim aile değeri olarak sadece "hayatta kalmak için ne gerekiyorsa onu yapmalısın, duruma göre şekil almalısın " geleneğinden geleyim. Yooo!!! Bunun yerine konu hak hukuk adalet ise doğru bildiği yoldan geri durmayan,  gereken neyse onu söylemekten ve yapmaktan çekinmeyen bir ailede büyüdüm. 21. yüzyılın Don Kişotları ile! Hem anne hem baba tarafından.
       
        Babam modern zaman şövalyesi idi kendisi. Geyik yapmıyorum bak gerçek bir şövalye. Bak hikayeler şöyle başlıyordu.
 "Baban bugün pazarda silahlı bir kavgayı ayırmış." 
"Nasıl yani?"
" Adamın biri silah çekmiş baban da atlayıp elinden almış silahı."....... gibi.
  
  Ya da;
  "Bugün mahallede bir kavga çıktı akli dengesi yerinde olmayan bir adam hısmına bıçakla saldırdı."
 " eeee"
" İşte baban o sırada araya girip iki eliyle bıçağı havada yakaladı şimdi hastanede babanın ellerine dikiş atılıyor .......".....gibi.
 
      Annem modern zaman Zeynası
   Gerçek savaşçı yani doğru bildiğinden geri durmayan, dilinin kemiği olmayan... 
Hiç mi korkmazsın hiç mi susmazsın... Korkmuyordu gözünü dahi kırpmıyordu...  Gerçek bir kadın hakları savunucusu. En çok da erkek hegemonyasına dellenirdi. Girl Power nedir bilmezdi ama bu gücü içinde hissetmekle kalmayıp herkesle paylaşırdı.


      Daha sonra meşaleyi ilk çocuk olarak ablam devraldı.  Ablam da başka bir adalet savaşçısı ama en minnoşundan. Lakin O, işi bir adım daha öteye taşıyarak bunu kendine meslek dahi edindi. 

      Bana gelince..... Anlatmaya gerek yok biliyorsunuz......

      Fakat ama lakin bir avanger olmak kolay değil....

    Tabi bir dönem sonra gerek yaşamda edinilen deneyimler gerek yaşının ilerlemesi gerek burnunun yere defalarca sürtülmesi  insanın olaylara bakış açısını bir hayli değiştiriyor. Çünkü devir de devran da değişiyor sana bir dönemler erdem olarak öğretilen şeyler bir bakıyorsun artık erdem değil mallık olmus işte bu noktada şapkanı önüne alıp düşünmeye başlıyorsun .
          
           Ama zihin hep ilk öğretilere geri gidiyor.

                 Göçmen bir aileden gelen anneme göre hayattaki başarı kriteri zeka para pul vs. değil sürüye girmekti. Zamanla farkına varmadan hepimizin zihnine bu kazınmış.  Kazınmış kazınmasına ama hiçbir  zaman sürü insanı olmadık, olamadık. "Doğru bildiğin yolda yalnız yürüyeceksin" diye tantrumlarla büyüt çocuğunu sonra da sürüye katılmasını bekle. Eeee ama bir çelişki yok mu burda, biraz ayıp olmuyor mu?

           Neyse işte 40lı yaşlarda şapkamı önüme aldım düşünmeye başladım çünkü belli ki bir uyum sorunu yaşıyorum, sürüye katılamıyorum, çoğunluğa ayak uyduramıyorum. Bir sıkıntı var. Her yerde ve her zaman herkesten çok sesim çıkıyor. Bir haktır hukuktur gidiyor. En sonunda da başımı derde sokuyor. Senin için can verilesi doğrular artık kimsenin umurunda değil. En acı verici kısmı ise insanlar doğrunun ne olduğunu bilmediklerinden değil onlar için bir anlam ifade etmediğinden doğrunun bir önemi yok. Hani "doğru söyleyeni 9 köyden kovuyorlar" denilirdi ya eskiden şimdi akıl oyunları oynuyorlar sen kendi doğrundan şüphe ediyorsun. 
            İşler çok değişti hacı. Bu noktada ya kendi doğrularına ve erdemlerine bağlı kalacaksın ya da yeni bir oluşum için elinden geleni yapacaksın. Yani en zor işi  başaracaksın kendinden yeni bir ben yaratacaksın. Bu işler öyle sanıldığı gibi kolay değil bir dönem bu savaşçı yanımla çok ilgilendim içimdeki kaplanı ehlîleştirmek için çok uğraştım sözüm ona hak ararken hep bir çatışmanın içinde olmak ve onların hakları için savaşırken kimsenin senin yanında olmaması, herkesin üç maymunu oynaması insanı bir hayli yoruyor. İşte bu amazon kadını modumun yaşlanmanın da etkisiyle beraber  biraz törpülenmesi gerektiğini düşünüp tüm enerjiyi buraya kanalize  ettim sözüm ona kendimi yeniden yapılandırmak daha az avangers ya da daha az zeyna olmak için elimden geleni yaptım. Bu süreçte bir hayli eğilip büküldüm içimden de bir hayli minnoş bir insan çıktı. Ooo dedim güzel bu minnoş hümanizm de bize uyar bu yoldan gidelim etliye sütlüye karışmadan insanlardan mümkün olduğunca uzak durarak kimsenin avukatlığını yapmadan mazlumun yanında yer almadan da bir hayat geçirebilirim dedim. (Bizden mazlumu da yokmuş zaten neyse ....)  Okudum ettim kendimi arama süreçlerine girdim engin denizlerde kah yüzdüm kah boğuldum sonunda o engin denizlerden kızgın kumlara yani karaya ayak bastım gerek iş yerinde gerek sosyal hayatta  hiç bir şeye karışmadım bu içimde bir dönem huzura en yakın duyguyu yaratmadı desem yalan olur lakin hayatı boyunca savaşarak, dişiyle, tırnağıyla hayatını kurmuş bir insan olarak bu huzura yakın duygu ben de bir rahvanlık yarattı baktım bu sefer de o kadar minnoş oldum ki gelen vuruyor giden vuruyor isteyen istediğini söylüyor, bu barışçıl tutum sakillikle karıştırılıyor. Aaaa dedim "doktor bu ne?"  "Ben susarsam huşu da benimle birlikte gelir..." dedim ama daha çok eziklenme getirdi. Bir baktım aynanın karşısına geçmiş kendi kendime diyorum ki "içimdeki kaplanım seni ehlileştirmek için çok uğraştım seni zincirlere vurdum, sus dedim pus dedim başımı derde sokuyorsun seni istemiyorum artık dedim biliyorum ama sana çok ihtiyacım var o cesur kaplanın beni korumasına çok ihtiyacım var gel etme eyleme ben ettim sen etme gel yine iki kükre iki diş göster çok bittim ben, gel beni kurtar sonuç o da kapitalist düzende yan yatmış çamura batmış bir güzel semirmiş kükremiyor sadece mırlıyor. Meditasyonlar olumlamalar, evrenle konuşmalar, yüce yaradana dualar tam gaz tüm tuşlara aynı anda basıp bir yere gelebildik mi?

           Hayır. 
     
          Çünkü içindeki kaplan ölür sen ölürsün ama içindeki don kişot ölmez....