14 Ağustos 2016 Pazar

bugün günlerden yumurta

    Bütün kış "yaz gelsin yaz gelsin" diye inledik. E haliyle yaz geldi. Tatil dedik oh gittik geldik deniziydi havuzuydu manzarasıydı tadını çıkartalım dedik. Şükür ondan da hevesimizi aldık lakin yine döndük dolaştık kürkçü dükkanına geri döndük. Kışın işten güçten zaman ayıramadığımız ne kadar kitap film varsa hatmettik. Bitti gitti. Bir ara eve sardık bir iki değişiklik yaptık. Eh bir ara idare ettik. Lakin bu iç sıkıntısı yine de geçmedi. Düştük en nihai dostumuzun ocağına. Sosyal medyanın kucağına. 
    İnternette sörfün dibine vurmuş durumdayız. Ama olsun oyalanıyoruz. Kim bu sıcakta dostla arkadaşla akrabayla konu komşuyla diz dize gelip burun buruna iki çift lafın belini kıracak bunun yerine otururuz ekranın başına ho ho tüm dünyayı iki lafımızla dize getirir düşmanı yere sereriz bütün hısımların da burnunu sürteriz. 
     Neyse işte anlayacağınız hergün internetin başındayım. Gün geçmiyor ki "en iyi en mükemmel anne benim herşeyin en iyisini ben bilirim" blogu açılmasın yeni bir fenomen üremesin. Bunun üzerine ben de "aaaaa benim onlardan neyim eksik" deyip bu yazıyı yazmaya karar verdim.
             Ve kamera hazır başla...

     Oğlum yumurta yemiyor. Duyarlı bir anne olarak bu sorunun üstesinden nasıl gelirim diye çok düşündüm. Düşündüm taşındım işe ona yumurtayı sevdirmekle başlamaya karar verdim. Küçük adımlarla ilerlemek gerek diyerekten ilk olarak yumurta kartonlarıyla oynamaya başladık.

 Çağan'a "annecim hadi gel bu gün beraber eşek arısı boyayalım" diyerek çocuğun hem hayal gücüne hitap ettim hem de sırasıyla sarı ve siyah boyaması gerektiğini dikte ederek konsantrasyon çalısması yaptım. Ben mikemmel bir anneyim. Evladım da geleceğin Stephen Hawking'i. Tabi allah sonunu benzetmesin evlerden ırak.

 Efenim daha sonra ona bir oyuncak yumurta aldım. Hani şu suyun içinde 48 saat bekledikten sonra yumurta yavaş yavaş çatlıyor ve içinden yavru bir hayvan çıkıyor. Bu etkinliğimizle çocuğa hem evrim teorisini somut anlamda anlatmış oluyoruz hayat döngüsünü felan hem de çocuğumuza sabretmeyi herşeyin bir zamanı olduğunu bilinç altından altından yedirmiş oluyoruz.





     Son olarak annesinin kuzusuyla yumurta boyadık. Normalde geleneksel yöntemlerle (soğan kabuğuyla kaynatarak ya da renk renk olsun istiyorsak gıda boyasıyla kaynatarak) değil de tamamen alafranga yöntemlerle yumurtalarımızı boyadık. Paskalya zamanı satılan kitlerden biri uzun zamandır bir köşede vaktinin gelmesini bekliyordu. (Bknz, çocuğa paskalya zamanı boyatmıyoruz kendi gelenek ve göreneklerimize uygun yetişsin diyerekten) Bu etkinliğin amacı çocuğun eğlenirken öğrenmesi hem hayal gücü gelişirken hem de el motor kaslarını çalıştırıyoruz.






  
    Sonuç olarak oğlum artık yumurtayı çok seviyor ve yemeye kıyamıyor :((((