21 Ocak 2015 Çarşamba

Küller küllere tozlar tozlara

     Bedenim ruhuma dar geliyor sanki. Belki ruhum bu bedene fazla geniş . Aynaya baktığımda aynaya bakmıyormuşum da Edvard Munch'un Scream (Boğuntu ) tablosuna bakıyormuşum gibi yüzüm aşağıya doğru mu akıyor yoksa gözlerim mi onlar korkuyla ve dehşetle sonuna kadar açılan. Çaresizlikle yanaklarını tutan benim ellerim mi yoksa? Ruhum bedenimden ayrılmak istiyor. Değiştirmek istiyor bu elbiseyi. Elbise giymek istemiyor hatta artık, ben burdayım tüm çıplaklığımla beni gör diyor. Çok mu zor sesimi duymak bu kadar mı boğuk sesim yoksa bu kadar kalın mı üst benliğim, kadınlığım. Gözlerime baktığında görebiliyor musun içindeki okyanusları neler barındırdıklarını. Görebiliyor musun gerçek beni...Sadece beni...
      Bir daha ki sefere gerçek bir kitap kurdu olarak gelirimbelki dünyaya doyamadığım eski kitap kokusunu içimde sindiririm. ya da bir dağ keçisi... Hep uçlarda korkusuzca en olmayacak yerde dahi kendinden emin biraz çalık hop oraya hop buraya... ya da bir tosba hiç acelesi olmayan ihtiyacı olan herşey yanında ve tek kişilik bir yuva...bir yılan da olabilir.İşi bittiğinde derisini değiştiren yeni kimliğini giyinen daha canlı daha parlak... dişisi erki olmayan... ruhunun derinliklerinde tüm bebeleri kendininmiş gibi hissetmeyen... Ve yiten her evlatla tükenmeyen...