Sevgili Damlacığım 5 yaşında. Bebeğim, 4 yıl önce hayatımıza girdiğin gün, aslında 4 yıl 9 ay önce annenin rahmine düştüğün gün, belki de planlanmaya başladığın ilk günden beri senin için hazırız ve buradayız. Çok büyük bir heyecanla hep seni gözledik. Annenin 9 ay boyunca karnındaki ve bedenindeki her türlü değişimi içimizde çok büyük bir ümitle ve hevesle izledik. Annen her "bugün hiç kıpırdamadı bir sorun mu var?" dediğinde bir yandan "olur öyle şeyler takma kafana bunları bir sorun yok" diye onu sakinleştirmeye çalışırken bir yandan için için kendimizi yiyorduk. "Neden bugün hareket etmedi" sorusunu beynimizden çıkartmaya çalışırken sabırsızlıkla bir sonraki günün görüşmesini bekliyorduk. Annen, pek sevgili minik kuşumuz, bazen gözlerini koca koca açarak büyük bir mutlulukla nasıl bir telaşla içinde hareket ettiğini anlatırken bazen de yüzünde kırmızı beneklerle aç ve bi ilaç bezgin bezgin "sorun yok bu aralar ben çok kötüyüm ama bu bebek açısından her şeyin yolunda gittiği anlamına geliyor." şeklinde bir annenin naifliğiyle basket topu karnıyla bizimle ekran karşısında konuşuyordu. Aslında düşününce annen dokuz aylık ev hapsi almış gibiydi. Dışarıda çıkartmak, olur olmaz tuvalete girmek, temizliğinden emin olamadığı yemekler yemek, araba kullanmak veyahut buluttan nem kapmak gibi kaygıları vardı. Hamileliğinin son ayında annen bildiğin içine uzaylı girilip aziz vücudu istilaya bitap bir insan oğluydu. Annenin karnındaki devasalık seninle ilgili bir ipucu veriyordu aslında lakin annen yine de seni normal yollarla dünyaya getirmek gibi delice bir fikre kapıldı ve 18 saatlik bir maraton sonunda bu çılgınca düşünceden doktorlar tarafından vazgeçirildi. Ve sonunda sezeryanla seni dünyaya getirdi. Babişkon hep ordaydı anneye ve sana göz kulak olmak için. Bu nedenle de açılış kurdelesini kesmesini doktorlar ona teklif ettiğinde büyük bir sevinçle ve gururla bunu kabul edip göbek kordonunu kesti. İlk kez popişin baban tarafından temizlendi anneye ıslak pamukla babişkon su verdi. Bu arada anane evde dokuz doğurup seni bekledi. Seni ilk gördüğü andan itibaren de büyük bir sevgiyle seni bağrına bastı.
çok uzun bir zaman seni beklememize rağmen seninle ilk karşılaşmamızda pek de hazır olmadığımız anlaşıldı. Biz bir şekilde seninle kurduğumuz hayallerde farketmeden annesine benzeyen ufak tefek bir kız çocuğu beklerken bir anda karşımıza bir bebeğe göre iri yarı sarışın babasının kopyası bir çocuk çıkageldi. Ne kadar iri desek de yanlış anlaşılmasın nihayetinde minik bir kediydin. Teese seni ilk görmeye geldiğinde seni kucağına ilk kez aldığında kukuletalı tombik bebeğiyle evcilik oynayan bir kız çocuğu gibiydi. Seninle geçirilen ilk ve tek nöbette senin hiç şakan olmadığını, oyuna gelmediğini teese anladı.Teese seninle geçen ilkleri hiç unutmadı doğduğun günün sabahı teese trafik kazası yaptı zaten dünya tepe taklak olmuşken senin haberinle uyuşup kaldı ( eline geçen 3 çikolatayı bir nefeste yemiş çocuk gibi ) seni görmek için Amerika'ya geldiğinde son 100 yılın en büyük karı yağdı ve teese 35 saatlik bir yolculukla eve zor ulaştı, anne seni türkiye'ye ilk kez getirdiğinde Almanya'da mahsur kaldı. Anlayacağın kader her ne kadar yollarımızı ayrı düşürmüş olsa da buluştuğumuzda bir daha ayrılmayalım diye linden geleni yaptı.
Hiç uzamayan saçların, yaramazlıkların ve zekanla parıl parıl yanan gözlerinle bize her zaman " allahım bu nasıl bir kız çocuğu" dedirten sen bizim için yine de kalplerimizin minik prensesiydin. Ah seninle ilgili anlatılacak ne çok hikaye var. Ama hepsinin ana fikri belli " sen bizim çılgın mı çılgın zeka küpü kızımızsın." Hikayeler çok ama teeseyi en çok gülümseten ve içini en çok burkan hikaye diş ağrını alsın diye henüz mevsimi gelmemiş olan acı pırasayı eline verdiğim zaman ki o halin. inatçı keçi olarak o pırasayı elinden bırakmayıp gözünden yaşlar gele gele kemirmen hiç gözümün önünden gitmiyor.Dişine iyi geldi mi bilmiyor ama sana hiç iyi gelmedi. Onun yerine annenin çantasının kayışı ve ananenin turuncu spatulasının baya işine yaradığına eminim.
Teese senin ne kadar çakal olduğunu da unutmayacak. Mesela teese hamileyken istediğin olmadığında teesenin seni kucağına alamayacağını bildiğin için yere yatmalarını da teeese unutmayacak. Ya da şişme havuzun içinde rengarenk bikinilerinle verdiğimiz beach partileri de teese unutmayacak.Defalarca üst üste seyredilen micjey mouse club house'ları, takıntılı teeseye inat birbirine karıştırılan oyun hamurlarını, nutella aşkını vs vs. Bir dahaki görüşmemizde bebeklikten çıkmış kocaman (boyun posun haricinde) bir deniz kızı vardıkarşımızda. Bu sevimli deniz kızımız havuzdan çıktığında harbi sudan çıkmış balık misali huysuz ve huzursuz oluyordun. Bunun bize geri dönüşü evde "abaaaaa...." çığlıklarıydı.
Gelecekte nasıl bir kız olacağını bilmiyorum veçok merak ediyorum Damlacım. Bildiğim şey ise seninle her zaman gurur duyacağımız ve hayatımızda olduğun için ne kadar şanslı olduğumuz. Teesen senin çok ama çok seviyor ve ileride seninle içeçeği kahveleri ya da yapacağı alışverişlerin hayaliyle yanıp tutuşuyor. umarım her anlamda aynı dili konuşabiliriz ( her anlamda) en azından sevginin dilini :)))
DAHA NİCE YAŞLARA BEBEĞİM!!!!!! SEVDİKLERİNLE, SENİ SEVENLERLE, SENİ ANLAYAN VE DEĞERİNİ BİLEN İNSANLARLA BİR ÖMÜR GEÇİRMEN DİLEKLERİMLE KUCAK DOLUSU ÖPÜCÜKLER....