Büyüyünce ne olcan sen? Bu soru sanırım hepimize sorulmuştur. Yarışma programlarında söylenir ya “yüz kişiye sorduk en popüler cevapları aldık” diye . Sanırım o günde bugünde en popüler cevap hala aynı “anne/baba”. Evet evet çocukların ebeveynlerine karşı hissettiği o katıksız sevgi ve bağlılıktan kaynaklı en çok verilen cevap budur herhalde. Hemen akabinde dönemin popüler meslekleri sıralanıverir. Yeni nesil için cevap belli youtuber… Kanım donmuyor değil bu cevap karşısında. Hepsi youtuber olmak istiyor. Niye kanım donuyorsa eski kafalılıktan olsa gerek. Hemen açıklamaya girişirim mesela, olmazlarıyla başlarım… Diyorum ya geri kafalılıktan eğer çocuk sana dönse dese ki “ben büyüyünce doktor olmak istiyorum. ” Bu çocuğa karşı çıkar mıydım? Hayır… Hayallerini yıkmaya çalışır mıydım? Hayır içimdeki ses hemen savunmaya geçti diyor ki “ ama çocuklar youtuber olmayı çok kolay sanıyor sonuçta bu meslekte de diğer mesleklerde olduğu gibi çok emek ve çaba gösterilmeli…Sonuçta herkes ünlü ve başarılı bir youtuber olamaz.” Be güzel kardeşim her doktor olacağım diyen çocuk doktor mu oldu? Karşı olduğun şey çocuğun hayallerine ulaşamayıp hayal kırıklığına mı uğraması yoksa senin nezdinde bahsi geçen iş/mesleğin saygınlığı ve/veya senin dünya algının içerisindeki bağlamı mı? Bunlar derin mevzular… Burda bırakalım…
Sen Büyüyünce ne olmak?
Hoş
nesilden nesile cevap değişse de aynı soru hala sorulmaya devam ediliyor. Ve biz
yeterince büyüdük artık sorunun sorulduğu kişi değil de soran kişi kıvamına
geldik. Lakin çok pis bir zamana denk geldik yahu. Küçükken soru soruldu
cevaplar verildi yollar çizildi. Buraya kadar hiç sorun yok sorun buradan sonra
başlıyor. Yollar çizildi çizilmesine hatta bir hayli de yol alındı. Lakin
herkes tuttuğu yoldan şikâyetçi. Kimi kat edilen yoldan kimi kat edilen yolun
zorluklarından kimi seçilen yoldan kimi seçmediği yoldan kimi yolun sonunu
görememekten kimi yolun sonundan… Herkes şikâyetçi… Bundan bir 40 sene öncesinde
kişiler zannetmiyorum ki (kişisel gelişim adı altındaki bu mikemmeliyetçi ters
köşe psikoloji ile) yaptıkları işi sorgulasınlar. Ne bileyim? Meslekteki 20. yıllarındaki
olası durum şöyleydi herhalde artık o meslekte mümkün olduğunca profesyonelleşilmiş
saygınlık kazanılmış işin erbabı olunmuş maddi ferah anlamında başarı
basamakları tırmanılmış falan. Şimdi bakıyorum halimize neresinden tutsan
elinde kalacak olan bir sürü düşünce üşüşüyor beynime. Hiç oralara girmeyeceğim
çıkamayabilirim. Malum yaşlılık da var bir açıldı mı pandoranın kutusu kapanmak
bilmez…
Derken….
Açıldı…
Dur bir çırpıda anlatabilecek miyim acaba
bir deneyeyim. Öncelikle diyorum ya yeni yüzyılın yenilikçi düşünce sistemi
içerisinde “kişisel gelişim” adı altında, bireye kendini yetersiz hissettirmek
için pompalanmış daha güzel bir sistem tuzağı olamazdı. Yo yo hiç şaşırmayın…
Bu da nereden çıktı doğru mu okudum diye cümleyi tekrar başından almayın. Bu kadar pozitif görünen bu kadar negatif etki
yaratan daha mikemmel bir matrix düşünce yapısı olamazdı. Dur bak açıklayayım
sen de bana hak vereceksin. İnsan doğası gereği daima ileriye doğru meyleder
zaten gelişim insanın içindeki merak duygusunda gizlidir. İnsanlık tarihi
oralardan buralara insanın içindeki doğaya ve evrene karşı olan muazzam bir
merak ve keşif duygusuyla gelmiştir zaten. Ama günümüzde bu sözüm ona gelişim
olayı kişinin kendine ve çevrisine olan merakından değil de daha çok kişinin
kendini değersiz ve yetersiz hissetmesine yol açan ve sürekli kendini yenileme/değiştirme
çabasına neden olan bir diretmeden kaynaklanıyor gibi. Tabii ki insanın
hayatında ileriye doğru bir devinim olmalı. Ve bu devinimin sürekliliği için kişinin
yapması gerekli ya da zorunlu olduğu şeyler var ve tabii ki bunlar yerine
getirilmeli. Ama günümüzde gelişim adı her ne kadar kişisel gelişim olsa da
sanki dışarıdan kişiye baskılanıyor gibi. Kişiyi sürekli bir üstünlük yarışına
sokuyor gibi… Ona sen bu halinle yetersizsin şunu şunu yapmalısın sonra da bunu
bunu yapmalısın. Sen kendini geliştirmelisin ki diğerlerinden üstün olasın…
Yani kişisel gelişim çok da kişinin kendi için değil de diğerleri için gibi…
Bakınız Wikipedia
de benimle aynı fikirde kişisel gelişim tanımına bakınız , Kapitalist modern dünya ekonomilerinin geliştiği toplumlarda
bireylerin ekonomik, sosyal veya psikolojik sorunlarına kendi başlarına çözüm
üretmelerini sağlamaya dönük ortaya çıkan kültürel hareket ve onun uzantısı
ürünlerin tümünü kapsayan bir ifadedir.
Çok da uzatmayayım…
Şimdi yaşın kemale erdiği bu noktada ektiklerimi biçme zamanının geldiğini düşündüğüm bu kadar emek verdiğim yol kat ettiğimi varsaydığım veya zannettiğim bu süreçte neden kafamda deli sorular? Neden?
Demem o ki biz bu diktiğimiz ağacın meyvesini yiyebilir miyiz? Her sene bu ağacın aşılanması mı gerekiyor? Yoksa budanması mı? Yoksa hem aşılanıp hem budanması mı? Peki bir sorum daha olacak bu
kadar aşıdan/budanmadan sonra ağaç ilk diktiğin ağaç mıdır?
Dipnot: Yazar yaşından ötürü örneği ağaç ile veriyor daha genç
olsaydı soru/örnek şöyle olurdu. “demem o ki bu bilgisayar programı işimizi
görür mü? Yoksa her sene update etmemiz mi gerekir? Peki bu kadar update’ten sonar
verimli çalışır mı yoksa yeni bir sürümü mü almalıyız?
İşte soru yeni yüzyıldan
bir örnekle verilince cevap otomatik olarak at yenisini al olur bu nedenle hadi
biz ağaç örneğiyle devam edelim…
Kalın sağlıcakla…
.jpeg)