3 Mayıs 2014 Cumartesi

Ahmet Batman kimdir yahu???

  Ahmet Batman kimdir yahu? Neymiş efendim son dönemlerdeki en popüler yazarlardan biriymiş??? Peh!!! Çıkış kitabı Soğuk Kahve'ymiş! Dur bir kitabı daha vardı ismini hatırlayamadığım! Yok efendim kitapları best seller'mış!!! Ben ki elime aldığım her kitabı bitirmek gibi bir saplantıya sahip olmama rağmen kitabın ilk 30 sayfasından öteye geçemedim. Bu ne ya o günkü tüm enerjimi yedi bitirdi okuduğum o otuz sayfa.  Resmen kendimi zorladım okuyabilmek için ve kendi kendime "bu kadar insanın öve öve bitiremediği bir kitabın vardır benim fark edemediğim bir hikmeti ya da tadı" dedim pes etmedim okumaya devam ettim.Daha ilk sayfasından belliydi "çarşambanın geleceğinin salıdan belli olması" gibi. Kitabı elimden bıraktığımda başım ağrıyordu nasıl bir işkence yaptıysam zavallı beynime o da isyan etti. Okumaya çalışmakla da kalmadım internette okuyucu yorumlarına baktım ne bulduklarını çözebilmek için. Neymiş efendim yalın bir dille güzel güzel aşkı anlatmışmış. Benim ne gördüğümü ve ne anladığımı size aktarayım. Tüm iletişimi telefon mesajları, sosyal paylaşım sitelerindeki iki üç cümlelik kendi tabirleriyle "damperli" oturttukları laflardan oluşan yeni neslin genetik kodlamasındaki defoyu ortaya çıkaran, bölük börçük, herhangi bir düşünceyi yansıtmaktan öte laf ola beri gele mantığıyla sıralanmış düşünce ( demeye dilim varmasa da) ve sözüm ona duygu aktarımını yansıtan yazınsallar. Vay anam vay Türk Edebiyatının geldiği noktaya bak. Tuna Kiremitçi'nin bir alt versiyonu o bile bu adamın yanında baya kallavi bir yazar gözüktü gözüme. Renkler ve zevkler tartışılmaz geyiğine sarılıp kimse savunmasın bu adamı bana.
      Eğer edebiyattan bahsediyorsak. 
      "Sanat sanat için mi yoksa sanat halk için mi?" "Tavuk mu yumurtadan çıkar yoksa yumurta mı tavuktan?" şeklinde uzayıp gider bu tartışma. 
      Benim takıldığım nokta, bu insan evladı bu kitabı yazmış birilerine göndermiş bir editör bu kitapta bir şey görmüş ve basmaya karar vermiş. Ki bu ne kadar zor ve ne kadar çetrefilli bir yoldur eserini birilerinin önüne çıkartacak cesareti bulma (Ki bu noktada aklıma Charles Bukowski'nin bir lafı geliyor " dünyanın en büyük problemi zeki insanların şüpheleri varken aptalların kendilerine olan güvenidir" ay ağzını öpeyim dedim içimden)  ve eserinin bir yayın evi tarafından kabul görmesi. bu noktada kitabı basan yayınevinin kriteri neydi acaba sorusuna takılıyorum.  Yayın evindeki bilir kişiler toplumun ihtiyaçları ve beğenileri doğrultusunda mı bu kitabı basmaya karar verdiler. Eğer öyleyse yayınevi sahibi çalışanlarından oldukça memnundur böyle bir öngörüye sahip çalışanları olduğu için. yok eğer bu kitabı yazınsal değeri var şeklinde düşünerek bastılarsa vay halimize diyeyim. O halde çok daha ciddi sorunlarımız var ülkece edebi anlamda.
       velhasıl kelam ahmet batman'ın şanı yorar adamı mı diyeyim it ürür kervan yürür mü diyeyim bilemedim. ya da ne bileyim kıskanma nolur çalış senin de olur...