Söyleyecek çok şey var. Kafam allak bullak. Düşüncelerim beynimin içinde ordan oraya savrulup duruyor. Dile dökmek istiyorum hepsini lakin elimden gelmiyor dilimden mantıklı bir şekilde dökülüvermiyorlar. Çok şaşkınım bu benim gibi geveze bir insan için çok da olası gözükmüyor aslında. Kendimi bir korku filminin içindeymiş gibi hissediyorum. Dünyada baş göstermiş bir virüs var ve tüm insanlık kendi kıyametine doğru sürükleniyormuş da ben de bunun pan zehirini elinden yitiriveren gariban figuranmışım gibi. İnsanlık tahmin edilen veya varsayılan bir virüs ya da global ısınmanın sonucu bir kıtlık veya uzaylı istilası nedeniyle yok olmayacak belli oldu. Belli ki herhangi bir dış faktöre ihtiyacımız yok. Biz tüm türler içerisinde kendi kendini yok etmeyi başarabilecek tek tür olacağız sanırım.
Dün nöbet akşamımdı. Dolayısıyla kendi rutinim içinde işlerimle ilgilenirken haberlere ya da sosyal medyaya gece yarısına kadar bakamadım. Uyumadan önce şöyle bir internette gezinip uyuyayım derken okuduğum her haberle daha da şok oldum. 13. Cuma dedikleri kadar varmış dedim kendi kendime. Haber başlıkları kanımı dondurdu. Depremler hortumlar bombalar silahlı saldırılar vs. Allah hepsinin yardımcısı olsun.Doğal afetlere karşı yapabileceğimiz önlem almak dışında pek birşey yok ne yazık ki. Beni daha derinden etkileyen insanın insana yaptığı zulüm oldu Akabinde insanlığın buna tepkisi daha da kan dondurucu. Dün akşamdan beri sosyal medyada binbir türlü yorum okudum. Ve anladım ki benim ülkemde ne acı ki biz adam gibi üzülmeyi başaramıyoruz. Her biri bambaşka siyasi ve dünya görüşüne sahip insanların her biri ayrı ayrı yorum yapmış. Ama ana düşünce aynı karanlık düşüncelerin eseri. Beynim infilak etmek üzere.
Bir kısım "oh olmuş beter olsunlar" kanaatinde hayaldi gerçek oldu zihniyeti. Bir kısım "üzülüyorum lakin hakettiler" modunda. bir kısım "ben herkese ve herşeye karşıyım madem siz bu insanlara üzüldünüz o zaman ben üzülmeyeceğim" gibi saçma bir duruş içinde. Bu kadar zor mu sadece üzülmek ve bu üzüntüyü dile getirmek. Her konuda söyleyecek bir dolu lafı olan bir memleketiz.
Dur o zaman ben de kendi düşüncelerimi dile getirmeye çalışayım. Çok üzgünüm çünkü dini, dili, milliyeti ne olursa olsun zulüm gören biri varsa benim canım yanar. O acıyı en derinlerde hissederim empati kurarım ordaki benim çocuğum olsaydı benim eşim dostum kardeşim olsaydı annesiz babasız kalan ben olsaydım. Olanlara seyirci kalmak istemiyorum ama yapabileceğim hiçbir şey yok. En azından kalben yanlarında olduğumu belirtmek istiyorum. Bu vahşete sap döner keser döner gün gelir hesap döner deyip avuçlarımı sıvazlamak da istemiyorum. Ölen dışarıdaki halktı herhangi bir şeyin kararını ya da hesabını verecek kişiler değilllerdi. Gerçekten şuanda mecliste verilen kararlar beni mi yansıtıyor şimdi. Kendi ülkemde olan bitenle ilgili olarak benim ne kadar söz hakkım var. Bu nedenle şöyle yaptılar böyle desteklediler hakettiler demeyi bırak.
Beyrut'taki patlamalarda ölenlerin dünya basını için bir anlamı yoktu o zaman ben de Fransa'da olan bitene karşı duyarsız kalıyorum deme hakkın olduğunu mu zannediyorsun. Yok öyle bir şey. Kınadığın şeyi yaparak düzeni değiştiremezsin. Neden her iki ülke için de üzülemiyorsun ölümün rengi mi var benim bilmediğim.
Demem o ki sana artık televizyon açıp haber dinleyemiyorum sırf belli bir kesimin kaymayağını yiyeceği bir güç savaşının piyonları olan biz sıradan halkın bu kadar zulüm görmesine dayanabilmek mümkün değil. Bu nedenle de Atam'ın dediği gibi "yurtta sulh cihanda sulh" diyorum ve canı gönülden bunu temenni ediyorum.