efendim "söz uçar yazı kalır" mantığıyla dün akşam duygu ve düşüncelerimi en derininden en samimisinden sizinle paylaşmıştım ki ablamın bilgisayarında yazdığım yazıyı henüz "çok içten çok içimden bi yazı oldu bunu yayınlasam mı yayınlamasam mı?" şeklindeki düşüncelerime nihai noktayı koymamışken sayfalardan birini kapatayım derken tüm safaları yanlışlıkla kapatıverip geceye ve yazıya üç noktayı koymuş oldum bir sürü bipli cümlenin yanı sıra. Diyeceksiniz ki evren senin yerine kararı vermiş. Bu da bir bakış açısı tabii. Kabülümdür. Sanırım bu anlamda kaderci bir insanım ben. Rüzgar nereden eserse mantığına da ne yazık ki sıkı sıkıya bağlıyımdır. Bu durumda olaya en büyük katkım şu boyutta " allahım lütfen fırtına değil meltem olsun dağları tırmanmayayım deniz kenarında hafif hafif ohhhh."
deniz kenarı dedim püfür püfür dedim canım çekti valla. Fakat tatil yapmak için dahi belli bir enerji düzeyine sahip olmak gerekiyormuş insan hamileyken farkediyor. Şu anda uzun bir araba yolculuğunu veya herhangi bir uçak yolculuğunu çekecek halim yok. Aslında şu anda bu sıcakta herhangi bir şeyi çekecek halim yok serinletici bile olsa ben ona gitmeyeyim o bana gelsin o zaman olur mantığı içindeyim. Yanılmıyorsam hamileliğimin 27. haftasındayım. İnsan ilk zamanlar haftanın günlerini dahi sayarken bir dönem sonra sürmenaj olup hangi haftada olduğunu bile unutabiliyor. Allahtan teknoloji çok ilerlemiş durumda giriyorsun internete o sana kaçıncı haftada olduğunu, bu hafta sende ve bebeğinde oluşacak değişiklikleri bir güzel anlatıveriyor. Baştan sona inanılmaz bir yolculuk insan ne hissedeceğini bilemiyor.
Madem konu açıldı o zaman bir çırpıda konuyla ilgili bu güne kadar hissettiklerimi ve aynı zamanda eteğimdeki taşı döküveriyim. Hamile olduğunu öğrenme: Hamile olduğunun ilk tanısı evde yapılan 5-10 liralık gebelik testleriyle olur benimki öyle olmadı. Ben test yapabilme aşamasına bir iki hafta varken bir akşam yemeğinde annemlerle oturmuş hünkar beğendi yerken "allahım yemek ne güzel olmuş hımmm et de ne güzel pişmiş lezzetliymiş" derken buldum kendimi ve o an anladım ben de bir gariplik olduğunu. Nihayetinde etli bir yemeği yemiş ve inanılmaz leziz bulmuştum. Bu arada sevgili etçil arkadaşlar eğer her et yediğinizde benim o akşam ki aldığım tadı alıyorsanız işte o zaman eti neden o kadar sevdiğinizi, et et diye çıldırdğınızı anlayabilirim. İşte bunun üzerine test yapmaya karar verdim. Testi yaptığında çubuğun üzerinde iki çizgi olması gerekiyormuş benimki 15dk aradan sonra tek çizgiydi. Ama ben pes etmiyorum inanıyorum ikinci çizgi çıkacak zaman geçiyor yok. Ben şaşı bak şaşır mantığıyla bakınca ikinci çizgiyi görüyorum ama. Ayrıca et yedim kimse başıma silah dayamadı inanılmaz zevk aldım bunun bir açıklaması olması gerekiyor ve aklıma gelen tek mantıklı açıklama da hamile olabileceğim. Neyse sonunda konuyu eşime açtım belirli bir noktaya 10dk bakınca ikinci çizgiyi görebiliyorsun felan dedim. O da haberin azemetinin altında ezilmiş olacak ki daha ziyade konunun bilimsel yönüne eğilmeyi tercih etti. "Bu eften püften testlerin güvenilirliği nedir kan testi yaptırmak lazım" şeklinde olaya başka bir yönden eğilmeyi tercih etti. Yok öyle türk filmlerindeki gibi sofra hazırlanıp eşin işten gelmesini bekleyip büyük bir heyecanla eşe müjdeli haberi vermeler, eşin seni kucağına alıp döndürmesi felan hepsi yalan. Bu evdeki testlerle olayın büyüsü bitmiş arkadaş.
Hamileliğin eşe dosta aileye ilan edilmesi: uzun süredir evliysen kamuoyu uzun zamandır bu haberi vermeni bekliyordur sen de bu coşkuyla haberi cümle aleme duyurursun herkes çeşit çeşit tepki verir. En güzeli haberi aielelere vermektir süper tepki verirler ayağını yerden keserler. Hamile olduğunu idrak etme :eş dost sevine dursun sen bu arada muhtemelen vücudundaki hormon patlamasıyla 7/24 bebeği düşünürsün azın kulaklarında gezersin fakat bu mutlu dönem çok uzun sürmez bulantılar başlar hele bir de benim gibi alerjik bir bünyeye sahipseniz ve hamileliğiniz bahara denk geldiyse tüm o gözlerdeki pırıltı gider yerine "allahım ben ne yaptım"a döner. Her çıkartma evresinde kendimi kedi gibi hissettim bu arada onlarda tüy yumağını çıkartırken omurilikten başlayan bir kasılmaya öne doğru hamlelerde bulunurlar ya işte bu çıkartmalar mide üşütmesindeki griptekilere benzemiyor şekerler bilenler bilir bu bildiğin ilerde çocuğa yer açılsın mantığıyla organlarını dışarı atmaya çalışmak gibi eylem. Neyseki başarısız oluyorsun bu girişimde malum nefes alan ciğerlere kalbe böbreğe felan ihtiyacın oluyor. Beni en çok korkutan her çıkartma eyleminden sonra yüzümde çatlayan kılcal damarlar ve gözle görülür kan pıhtıları. İşte bir kadın için aynaya baktığında gördüğü şey çok önemli ben artan kilolarla beraber bir de son kale yüzümdeki tuhaflıklarla da yıkılıyordum. Ha bu arada deli çıkartıyorum, ömrümden ömür gidiyor yine de yemekten vazgeçmiyorum ama ne yemek... Tam bulantıların biteceği dönemde bahar gelmez mi? Böyle bir işkence yok nefes alamıyorum hiç bir ilaç verilemiyor deli gibi internetten nefes alma yöntemlerine bakıyorum herşeyi deniyorum yok artık dayanamayıp ağlamaya başlıyorum keza bu işleri daha kolaylaştırmıyor. Ben yine "allahım ben ne yaptım mutlu mesut yaşıyordum" şeklinde serzenişlerde bulunurken bir yandan da "allahım yanlış anlaşılmasın şikayet etmiyorum ben bebişimi çok seviyorum sadece sadece ühü ühü..." şeklinde vicdan azabıyla karışık durum düzeltmesine gidiyorum. Anam bu sene de yağdı da yağdı yağdı da yağdı. Bir dur artık bir yaz gelsin ottu püsürdü kurusun alerjilerim bittin diye üfleyip püflüyorum hergün kartepenin eteklerindeki yeşikliklerle bezeli okuluma giderken küfrediyorum. Şu anda beton yığınlarıyla çevrili bir yerde çalışıyor olsaydım belki bu dönemi daha hafif atlatabilirdim diyorum kendi kendime. Neyseki yaz geliyor. Bu sırada öğrencilerden gelen eriği kirazı lüp lüp götürüyorum sonuç hamilelik şekeri.
Evet sorunların teker teker üstesinden gelmek gerekiyor. Hamilelik kadınların kilo takıntısı yapmadan vicdanla kapışmadan götürdüğü tek dönemdir ne yazık ki bu dönemde bana verilen sıkı diyetle hayatım kararıyor geçen gün dondurma için eşime yalvarırken yakaladım kendimi daha da fecisi ilk yalvardım tam kedi yavrusu kıvamında sevimli hüzünlü gözlerle bakarak baktım ikna olmadı kavga ettim istediğim sonuca ulaşamayınca da oturdum ağladım. Rezilliğe bak başka yorum yapmıyorum. En azından birimizin iradesi sağlam aklı selim davranabiliyor :)) Ben de normalde mantık adamıyımdır da şimdi böyle oldum dermişim hormonel yani.
Önümde koskoca üç var okuduğum şeylere bakarak diyebilirim ki şenlik yeni başlıyor. Anlıyorum çünkü artık ayakkabılarımı bağlarken zorlanıyorum yere düşen bir şey o an için çok lazım değilse yokmuş gibi davranıp es geçiyorum vs vs bu böyle uzar gider. Diyebilirimki yine de herşeye değer onunla çok mutluyum daha şimdiden yüzünü görmeyi sesini duymayı deli gibi bir sabırsızlıkla bekliyorum. Son olarak diyebileceğim tek şey var "allah sağlık sıhhat versin herşey yolunda düzgün gitsin." Heralde dünyanın dört bir yanında hiç değişmeyen tek dilek budur anneler için, hiçbirşey bir çocuğun sağlığından daha önemli olamaz çünkü. o zaman lafı daha fazla uzatmadan keseyim ve sağlıcakla kalın diyeyim...