Bu sabah uyandığımda her zamanki gibi yataktan kalkmadan önce gözlerim kapalı yeni günle ilgili birkaç şeyi kafamda tasarladım bunu hep yaparım çünkü sıcağı çok severim ve yataktan kalkmayı mümkün olduğunca ertelerim günü planlama kısmıda işin bahanesi olur :) Sonunda sıcak yataktan soğuk odaya geçiş vakti geldiğinde ilk olarak gerindim boğazımda tuhaf bir mırıltıyla daha sonra ayaklarımı terliklerime doğru uzattım. Uzattım ama bir türlü terliklere ulaşamadım şöyle terliklerim nerde diye bakınırken bir çift karartı farkettim bu ne ya derken farkettim ki ben dört patisinin üstüne doğrulmuş kara bir kediydim artık. Yok artık bu bir kabus olmalı diye uyanmak için beyhude bir çaba sarfettikten sonra acı gerçeği yine yine farkettim.
O sırada açık olan televizyondan haberler kulağıma çalınmaya başladı. İzlanda'da soğuk hava nedeniyle borular donmuş ve onbinlerce insan su sıkıntısı çekmeye başlamış. Nasıl yani kış eşit değildir susuzluk bu yazla denkleşen bir kavramdır. Daha sonra evinde vurulan bir anne baba ve iki çocuğun cesetlerinin bulunmasından bahseden başka bir haber sırageldi nasıl yani neden soruları aklımda yankılanırken. Son haber de başka bir sancının merkezi oldu. İstanbul Üniversitesi
rektörlüğü polislere üniversite sınırları içinde tam yetkiyle ilgili bir protokol imzalamış. Nasıl yani Türkiyenin genç özgür beyinler copların ışığında mı beyin fırtınaları yapıp bu ülkeyi ileriye götürecekler?
Neler oluyor canım ülkemde ve dünyada? Sanırım geçen günkü yazımda bahsi geçen dilekler üst makamlar tarafından ciddiye alınıp kayıtlara geçirildi ve Şuanda bunlar tek tek gerçek oluyor. O zaman bu gece tekrar uykuya yatalım yatmadan önce tüm kalbimizle tüm insanlık için iyi şeyler dileyelim. Yeni yıl noel felan geyik olabilir ama milyonlarca insanın pozitiif enerjisi mutlaka bu dünyada yeni bir umut duygusu uyandırmaya yetecektir. En azından ben buna inanmak istiyorum.
Naçar kalacak yerde
Nagah eder ol perde
Derman eder ol derde
Mevla görelim neyler
Neylerse güzel eyler
Her kuluna her anda
Gah kahr-ü gah ihsanda
Her anda O bir şanda
Mevla görelim neyler
Neylerse güzel eyler
( Tefvizname)
Yukarıdaki dizelerden yola çıkarak dilerim ki mevlamdan insanlık için yeni bir yıl barış,huzur ve mutluluk gibi kavramların yaygın olark yaşandığı bir dönem olur.
30 Aralık 2010 Perşembe
26 Aralık 2010 Pazar
Ah Bir Kara Kedi olsam
Ben tüyleri parıl parıl parlayan gözleri şimşek şimşek çakan siyah bir kedi olmak istiyorum. Evet evet doğru duydunuz ben tam anlamıyla gerçek bir kara kedi olmak isityorum. Tüm mutlu çiftlerin arasından geçip ilişkilerinin çatırdadığını görmek istiyorum, dostların yanından geçerken kuyruğumu salladığım anda o dostluğun içine nifak tohumlarının serpilmesini istiyorum. Bir evin köşesinden baktığımda o mahallede tüten hiç bir ocak kalmasın istiyorum. Bir kulağımdan diğerine yayılan gülümsememle yürüdüğüm toprakların betinin bereketinin kaçmasını istiyorum. Ülkenin bir ucundan diğer ucuna tek bir canımı feda bile etmeden geçip gitmek belki de gezip görmek istiyorum. Bırakayım başkasının can hakkı yansın birileri de onun arkasından bakıp büyük bir acıyla yansın istiyorum. İstiyorum ki bir kedi olarak tüm dünyayı ben yöneteyim TEK-EL kavramı kalksın yerine tek pati denilsin. Ben sevimliliğimin perdesi altında kah hacivat olayım kah karagöz olayım hem yanılıyomuş gibi görüneyim ham yanıltayım. Türlü dalavereyle çeşit çeşit oyunlar oynayayım herkesi ayakta uyutayım istiyorum. Kara kedinin bir asaleti var deyip arkama da bir kaç deli almak dünyada hiç bir beyaz kedi kalmasın rengimi bozuyor deyip bir soykırım başlatmak istiyorum. Öyle bir soykırım ki Gri kedi dahi annesinin beyaz olduğunu unutsun ve diğer beyaz kedileri katletsin istiyorum. Gerekirse kendi kardeşini dahi ele versin istiyorum. İstiyorum ki kardeş kardeşi kırsın. Ranttı, emparyalizmdi, kapitalizmdi derken tüm dünyanın bir adam sendecilikle, döneklikle, ikiyüzlülükle, dalavereyle,kanla, kinle, nefretle bir kaosla kavrulmasını daha da önemlisi kimsenin mutlu olmamasını istiyorum. Tüm yüzlerin acıyla buruşmasını istiyorum. Bir o yana bir bu yana ben salınırken herkes diz çöksün istiyorum bu eğilme saygıdan değil acıdan iki büklüm olmuş bedenlerin mayası olsun istiyorum.
Her sene dileklerinin tersi çıkmış olan bir ademkızının bu seneki taktiği budur. Ya tutarsa :))
Not: Arsız Kara Kedi
Her sene dileklerinin tersi çıkmış olan bir ademkızının bu seneki taktiği budur. Ya tutarsa :))
Not: Arsız Kara Kedi
23 Aralık 2010 Perşembe
dur bir istihareye yatayım
şimdi size "ben çok hümanist bir insanımdır hayatı bir çocuğun kalbinin saflığında yaşayıp tüm insanlığı bir kuşun kanadından seyre bakar gibi algılayıp onlara olan sevgimi mum ışığında damıtarak içselleştiririm" şeklinde konuşsam ne kadar içli bir konuşma olurdu değil mi.? Ama yok böyle birşey. Beni tanıyan arkadaşlar eminim şu anda çok şaşırmışlardır. "Ama biz seni aynen bu şekilde tanıyoruz" diye iç geçirmişlerdir !? İşin geyiği bir tarafa gerçekten insanoğlunu herşeye rağmen sevdiğimi ve ne yazık ki hala gelecek güzel günlerin bulunduğuna inanacak kadar saf olduğumu itiraf etmek zorundayım. Lakin tüm evreni sevgiyle kucaklamama engel olan bazı şeyler var. Örneğin beynimin zemberiğini yerinden oynatacak kadar çok sinirlenmeme neden olan 'aptallıklar'. İnsanoğlunun allah tarafından kendisine hediye edilen en canım organı olan beynini kullanmamasına dayanamıyorum. Öğrencilerime de her seferinde kullanmadıkları sürece beyin hücrelerinin öldüğünü bu nedenle daha çok kendilerini geliştirmeye yönelik çalışmalar yapmaları gerektiğini anlatıp duruyorum. Ammavelakin yeni neslin tek hücreli amiplerin yaşam tarzından ( sindirim/boşaltım ve üreme) daha fazlasını hedeflemediklerini üzülerek dile getirmeyelim.
Geçen gün yine çıldırdım bu 'istihareye yatma' mevzuu nedir allahaşkına ben allah sevgisi ve de korkusu bulunan bir ailede büyüdüm lakin hiç böyle şeyler görmedim/öğrenmedim kendi evimde. Taki üniversiteye kadar bir arkadaş gelip de bir çocuğun ona çıkma teklif ettiğini ve kabul etmeden önce istihareye yatması gerektiğini söyleyinceye kadar. O zaman öğrendim mevzuyu ve nasıl işlediğini. Bildiğiniz üzre bu ara tedbiri kıyafetle halkın arasındayım. Bundan kelli sık sık teyze muhabbetlerine maruz kalıyorum. X-ray'den daha zararlı olduğu konusunda benimle hem fikirsinizdir. İşte bazen teyzelerden birini karşıma alıp bir kaç şey söyleyesim geliyor. A teyzecim şimdi sen her ota boka rüyaya yatıyorsun o kadar önemli bir insan mısın ki allah senin hayatındaki herşeye bir ayar çekmek maksatlı sürekli işaret göndersin. Dünyanın her yerinde kötülük almış başı giderken insanoğlu kötülüğünün sınırlarını denerken allah senin gelininle olan ilişkine mi müdahale etsin ben anlamıyorum ya da bu iş için özel bir melek mi görevlendirilsin aziz teyzem niye böyle yapıp beni de dinden imandan çıkartıyorsun. Bu kadar yüce bir divan cırt pırt rahatsız ve meşgul edilmez ki. Ataist bir arkadaşım vardı kulakları çınlasın bazen "allahım...." şeklinde dua ederdi biz de itin duası kabul olsa şeklinde onunla uğraşırdık. Hemen cevabı yapıştırırdı "ben sizin gibi hergün rahatsız etmediğim ve sürekli ondan bir şeyler istemediğim için kırk yılın başı ricamı kabul eder" deyiverirdi.
Kıssadan hisse allah herbir topluma birer kullanma kulavuzu ve birer rehber göndermiştir bununla da yetinmeyip birer de beyin ihsan etmiştir ki henüz mucizeleri dahi çözülememiştir. Lütfen elimizdekilerle yetinelim, canım beyinlerimizi fiyongu henüz açılmamış yılbaşı paketleri gibi geri iade etmeyelim. Ya da diyanet işleri bir hat kursun özel hocalar tutsun bu tür ince işlerle onlar ilgilensin.
Crazygirl : hoca efendi benim çok sevdiğim bir çocuğ var beni artiz yapacağını söylüyooo bana kürkler alıyooo evden kaçıp istanbula gitmeyi düşünüyorum. Benim için bu akşam istihareye yatar mısınız?
Hoca Efendi: bak evladim ben de ekmek paramı yatarak kazanıyorum fekattttt...
Geçen gün yine çıldırdım bu 'istihareye yatma' mevzuu nedir allahaşkına ben allah sevgisi ve de korkusu bulunan bir ailede büyüdüm lakin hiç böyle şeyler görmedim/öğrenmedim kendi evimde. Taki üniversiteye kadar bir arkadaş gelip de bir çocuğun ona çıkma teklif ettiğini ve kabul etmeden önce istihareye yatması gerektiğini söyleyinceye kadar. O zaman öğrendim mevzuyu ve nasıl işlediğini. Bildiğiniz üzre bu ara tedbiri kıyafetle halkın arasındayım. Bundan kelli sık sık teyze muhabbetlerine maruz kalıyorum. X-ray'den daha zararlı olduğu konusunda benimle hem fikirsinizdir. İşte bazen teyzelerden birini karşıma alıp bir kaç şey söyleyesim geliyor. A teyzecim şimdi sen her ota boka rüyaya yatıyorsun o kadar önemli bir insan mısın ki allah senin hayatındaki herşeye bir ayar çekmek maksatlı sürekli işaret göndersin. Dünyanın her yerinde kötülük almış başı giderken insanoğlu kötülüğünün sınırlarını denerken allah senin gelininle olan ilişkine mi müdahale etsin ben anlamıyorum ya da bu iş için özel bir melek mi görevlendirilsin aziz teyzem niye böyle yapıp beni de dinden imandan çıkartıyorsun. Bu kadar yüce bir divan cırt pırt rahatsız ve meşgul edilmez ki. Ataist bir arkadaşım vardı kulakları çınlasın bazen "allahım...." şeklinde dua ederdi biz de itin duası kabul olsa şeklinde onunla uğraşırdık. Hemen cevabı yapıştırırdı "ben sizin gibi hergün rahatsız etmediğim ve sürekli ondan bir şeyler istemediğim için kırk yılın başı ricamı kabul eder" deyiverirdi.
Kıssadan hisse allah herbir topluma birer kullanma kulavuzu ve birer rehber göndermiştir bununla da yetinmeyip birer de beyin ihsan etmiştir ki henüz mucizeleri dahi çözülememiştir. Lütfen elimizdekilerle yetinelim, canım beyinlerimizi fiyongu henüz açılmamış yılbaşı paketleri gibi geri iade etmeyelim. Ya da diyanet işleri bir hat kursun özel hocalar tutsun bu tür ince işlerle onlar ilgilensin.
Crazygirl : hoca efendi benim çok sevdiğim bir çocuğ var beni artiz yapacağını söylüyooo bana kürkler alıyooo evden kaçıp istanbula gitmeyi düşünüyorum. Benim için bu akşam istihareye yatar mısınız?
Hoca Efendi: bak evladim ben de ekmek paramı yatarak kazanıyorum fekattttt...
19 Aralık 2010 Pazar
Çin çen yen yenil
Geçtiğimiz hafta Üstün Dökmen'in bir konferansına gittim. Öyle zengin bir şenliğe konferans demekle hocaya saygısızlık etmek istemem lakin başka bir şey bulamadım. İrdenilen konulardan biri de "bildiğimiz doğruların ne kadarı gerçektir"di. Bize cevabından yüzde yüz emin olduğumuz bir kaç soru yöneltildi bunlardan biri de "uzaydan görülebilen şey nedir?" şeklindeydi biz cevabı bilmenin gururuyla hep bir ağızdan "Çin Seddi" şeklinde cevap verdik. Fakat öyle bir şey yokmuş bizdeki hayal kırıklığını düşünebiliyor musunuz? Anlayacağınız yıllardır kandırılmışız. Bu varan bir oldu. Malumunuz hala yatıyorum annemin arkadaş sohbetlerinde kaçacak alan yok zevk almaya çalışıyorum. Sohbet bir ara ipek böceği yetiştirmeye geldi teyzelerden birinin kardeşi yapıyormuş annemin bir arkadaşı bu işi yapmış falan filan sonra olay kozadan ipeğin nasıl alındığına geldi ben olaya bir kulak kesildim meğer bu zavallı hayvanları kaynar suya atıyorlarmış ve bu gariplerim çığlık çığlığa can verirken ipeklerini bırakırlarmış. Ben yok artık dedim yemin billah edildi ben hemen en güvenilir kaynağıma başvurdum google'ladım bir baktım doğru çığlık mevzuuna ilişkin bir şeye rastlamasam da kaynar su olayı hepsinde geçiyor inanılır gibi değil. Tabii şöyle internette gezinince bir bakıyorsun ki olayın içinden taaa MÖ 2600lü yıllardaki Çin var ben yine yuh artık dedim onlar keşfetmiş bu vahşeti tebrik ediyorum ve başka ülkeler öğrenmesin diye çok gizli tutulup kendi içlerinde de başka türlü dümenler başka türlü katliamlar yapmışlar bu seferde yok artık dedim. Bu da varan iki oldu mu? Sonra kadınların bu moda, şıklık,zerafet adı altında yapılmasına göz yumduğu başka bir katliam geldi aklıma kürk olayı. Lütfen bu linki http://www.gencsau.com/forum/kurk-nasil-yapilir-allah-askina-bakin-16-t40146.0.html;msg510918#msg510918 tıklayın ve bir kez daha izleyin içeriği biliyorsunuz ama bu vahşet hala sona ermedi en azından bir katkımız olsun almayın giymeyin prim yapmalarına razı olmayın, izin vermeyin. Ve ne yazık ki bu katliamın anavatanı Çin. Bu da varan 3 oldu bu ara Çinlilere gıcığım anlayacağınız her taşın altından onlar çıkıyorlar. Eeee ülke nüfusu bu sayılara ulaşınca ne taşın üstü ne de altı kalır ne diyeyim :((
16 Aralık 2010 Perşembe
nasıl gecelik seçilir
öncelikle anlaşıldığı üzre bilgisayarı kucağıma alacak kadar iyileştim burdan herkeslere çok teşekkür ederim hatırlanmak ve sevildiğini bilmek güzel nihayetinde insanız işte bu tür incelikleri görmek duymak hissetmek istiyoruz... Geçen gün şöyle bir beyin fırtınası yaparken diyebilmeyi akabinde de şunu keşfettim diyebilmeyi çok isterdim ama yok öyle bir şey benimki daha insancıl mı desem daha fani işler mi yoksa daha ben-cil şeyler mi desem bilemiyorum ama daha ufak tefek kıymık muhabbetlerden ne yazık ki. Neyse mevzuyu uzatmayayım farkettim ki albümlerimdeki fotoğrafların çoğu ya düğün ya hastane fotoğrafları. Bu mudur yani hayat? Düğün fotoğraflarının bu kadar çok olmasının nedeni Sivaslı bir şahısla evli olmak (oralardan arkadaşlar varsa bilir bitmez düğün dernek meseleleri zannedersin ki hayatını bu işe vakfetmiş bir yöre halkı var :) ama malasef hastane fotoğrafları konusunda kocaya bok atamayacam bu bizzat şahsen benim nazendeliğimden kaynaklanıyor bu konuda da mottomuz "alan almış satan satmış geçmişler olsun" dur yapılacak bir şey yoktur. Çocukken annemin fotoğraflarına bakmayı ve herbir fotoğrafın kendine has geçmiş kişileriyle anılarını dinlemeyi çok severdim. Bir anda paniğe kapıldım benim çocuğum sorsa ben ne cevap verecem diye "bu dürdane yengen, bu nazmiye halan, bu bilmem kimin kızı bu eee bunu ben de tanımıyorum bunu da bunu da şeklinde mi olacak ( bu arada öyküdeki tüm isimler ve yerler uydurmadır lütfen kendinize burdan vazife çıkartmayınız ) yoksa bu burun ameliyatımdan sonra çekilmiş bir resim bu da 5. burun ameliyatımdan sonra çekilmiş, bunu hatırlayamadım şeklinde mi ( hastane fotolarında en azından morluklara veya sargılara göre bir tahmin hakkım var)
İşte madem ameliyat olacam bundan bir çıkarım olmalı değil mi kendime gittim bir gecelik aldım en az bir ay öncesinden sonra hastaneye giderken bavul hazırlama faslında bu geceliğin ince olduğuna karar verip böğürdüm sonra ağladım ben ne giyecem diye (malum bu olaydaki assolist benim kostüm önemli) bazı insanlar ameliyat olmaktan korkuyorum der bazıları da böyle dile getirir kaygılarını usta ve becerikli eşin burdaki ana sorunu farkedip hastanın suyuna gitmesi gerekir ki bu konuda eşime binlerce kez teşekkür ediyorum hemen kriz anı planlarını devreye sokarak beni acilen büyük bir alışveriş merkezine atıp işimin bitmesini beklemiştir sağolsun zeki bir erkek olarak bilirki mesele orda gecelik değildir kadınlar tüm sorunlarından alışveriş yaparak kaçar gerisi teferruattır bırakırsın onu 4-5 saat gecelik bakar acaba o mu yoksa bu mu diye sallanır durur beynini boşaltır güzel bir meblağ da cebinizden çıkınca katarsise ulaşır :)
Ama kadın için dünyanın en önemli sorunu o anda geceliktir doğru gecelik bulunmalıdır yoksa yarın doktor karnınızı karpuz gibi ikiye doğru yerden ayıramaz mazallah hemen duruma uygun en doğru şey alınmalıdır. Bu gecelik olmaz çok güzel ama çok ince kocaya öbür gecelik ince olduğu için acıtasyon yapılmış o yüzden bunu eliyoruz, hımmm bu da güzelmiş ama bu da iyice teenager geceliği 32 yaşındayız canım artık gelmez bunlar bize, bu nasıl acaba denesem mi ayyy çok şişman gösterdi zaten kadınlar asla şişman değildir kıyafetler öyle gösterir !? bu da fena değilmiş amma velakin doğuma mı gidiyom canım bu bildiğin lohusa kıyafeti yok artık daha neler ya da ayy bu çok güzelmiş ama artık bununla da hastaneye gidilmez ki canım ah ne şık ne zarif ( belki de öyle bir gecelikle iki salınıverseydim özel oda değil ama özel loca verirlerdi bak bir dahakine aklımda bulunsun) en sonunda sade ama bir o kadar rahat bir gecelik ve sabahlık seçilir ben bunları alacam denildiğinde zeki koca bu kadar saat gezdin bunu mu beğendin demez canım çok güzel sana da çok yakışacak der ve bir krizden daha ustalıkla yırtar ne kendini ne kaşısındakini üzmez.
Biliyorum ki içinizden bazıları yuh artık bu kadar takıntılı davranılmaz ki diyorsunuz ama ben bu tür durumları piskopatlık yerine "carpe diem " olarak adlandırıyorum. "Carpe Diem" anın tadını çıkartmak olarak bilinir ben de her anın kıymetini bilip hayatımdaki hiçbir ayrıntıyı es geçmiyorum benim mottom da bu "hayatımızı sığ bir şekilde yaşamayalım her durumdan bir vazife çıkartalım"
İşte madem ameliyat olacam bundan bir çıkarım olmalı değil mi kendime gittim bir gecelik aldım en az bir ay öncesinden sonra hastaneye giderken bavul hazırlama faslında bu geceliğin ince olduğuna karar verip böğürdüm sonra ağladım ben ne giyecem diye (malum bu olaydaki assolist benim kostüm önemli) bazı insanlar ameliyat olmaktan korkuyorum der bazıları da böyle dile getirir kaygılarını usta ve becerikli eşin burdaki ana sorunu farkedip hastanın suyuna gitmesi gerekir ki bu konuda eşime binlerce kez teşekkür ediyorum hemen kriz anı planlarını devreye sokarak beni acilen büyük bir alışveriş merkezine atıp işimin bitmesini beklemiştir sağolsun zeki bir erkek olarak bilirki mesele orda gecelik değildir kadınlar tüm sorunlarından alışveriş yaparak kaçar gerisi teferruattır bırakırsın onu 4-5 saat gecelik bakar acaba o mu yoksa bu mu diye sallanır durur beynini boşaltır güzel bir meblağ da cebinizden çıkınca katarsise ulaşır :)
Ama kadın için dünyanın en önemli sorunu o anda geceliktir doğru gecelik bulunmalıdır yoksa yarın doktor karnınızı karpuz gibi ikiye doğru yerden ayıramaz mazallah hemen duruma uygun en doğru şey alınmalıdır. Bu gecelik olmaz çok güzel ama çok ince kocaya öbür gecelik ince olduğu için acıtasyon yapılmış o yüzden bunu eliyoruz, hımmm bu da güzelmiş ama bu da iyice teenager geceliği 32 yaşındayız canım artık gelmez bunlar bize, bu nasıl acaba denesem mi ayyy çok şişman gösterdi zaten kadınlar asla şişman değildir kıyafetler öyle gösterir !? bu da fena değilmiş amma velakin doğuma mı gidiyom canım bu bildiğin lohusa kıyafeti yok artık daha neler ya da ayy bu çok güzelmiş ama artık bununla da hastaneye gidilmez ki canım ah ne şık ne zarif ( belki de öyle bir gecelikle iki salınıverseydim özel oda değil ama özel loca verirlerdi bak bir dahakine aklımda bulunsun) en sonunda sade ama bir o kadar rahat bir gecelik ve sabahlık seçilir ben bunları alacam denildiğinde zeki koca bu kadar saat gezdin bunu mu beğendin demez canım çok güzel sana da çok yakışacak der ve bir krizden daha ustalıkla yırtar ne kendini ne kaşısındakini üzmez.
Biliyorum ki içinizden bazıları yuh artık bu kadar takıntılı davranılmaz ki diyorsunuz ama ben bu tür durumları piskopatlık yerine "carpe diem " olarak adlandırıyorum. "Carpe Diem" anın tadını çıkartmak olarak bilinir ben de her anın kıymetini bilip hayatımdaki hiçbir ayrıntıyı es geçmiyorum benim mottom da bu "hayatımızı sığ bir şekilde yaşamayalım her durumdan bir vazife çıkartalım"
Kaydol:
Yorumlar (Atom)