annem bir çınar ağacıdır,
her zaman bizi sarıp sarmalayan dalları, budakları çoktur,
hayatlarımızın en zor anlarında biz kendimizi ateşten bir çemberin içinde hissettiğimizde o her zaman ferahlatıcı gölgesini bize sunmuştur.
annem bir çınar ağacıdır,
annem dayanıklı kadındır öyle hafif bir rüzgarla sallanmaz yere yatmaz kökleri derinlere tutunmuştur bizi bırakmaz.
annem bir çınar ağacıdır,
her türlü toprakta yaşar, ister kumlu olsun ister çakıllı ister kireçli,
o yüzdendir ki kendi tohumları Bulgaristan topraklarından koparılmış olmasına rağmen Karadeniz'de yeni meyvelerini verebilmiş bir kadındır o.
ablam ise bir bonsai ağacı,
dünyanın bilinen en küçük ağacı,
bonsainin felsefesi gereği doğayı doğrudan yansıttığı düşünülür ya bu minik bonsai tüm evreni yansıtır bana,
ablam bir bonsai ağacı,
ne çok sıcak sever ne de soğuk ona göre yaklaşacaksın ona,
diğer saksı bitkilerine benzemez kendisi bir süs bitkisi olmamıştır asla olamazdı da zate
ablam bir bonsai ağacı,
bakımı her daim sabır ve özen gerektirir,
eğer bu sabrı ve özeni gösteremezsen bağlılığı bilinen bu ağaç sararıp solar ve var olduğu sanılan ilişki de maziye karışır,
ben mi ben ise ailenin sırnaşık sarmaşığıyım...
iyi ki doğdun ablacım daha nice yaşlara ve annem iyi ki bizimlesin daha çok yaşlar görürüz inşallah hep beraber sağlıkla sıhhatle mutlulukla...
24 Aralık 2014 Çarşamba
8 Ekim 2014 Çarşamba
Imdattt!!!!! Icime teyze kacti...
'78 dogumluyum,nihayetinde hala otuzlu yaslardayim yani o korkunc, soyledigimde dilimi daglayacaklarmis gibi korktugum kirkli yaslara en kotu ihtimalle bes sene daha var. Aranizdan birkac uyanik hesabi kafasindan yapip bir cirpida 5 sene mi diye soruverdi bile10 da diyebilirdim. Hic bir zaman sayilarla aram iyi olmamistir zaten diyerek baglayiveriyim konuyu bari.
neyse iste henuz 40 bile olmadim. Keza bunu kafayi dunyanin sonuyla bozmus meczuplar gibi soyleyip durmamakta fayda var ya da en azindan ayni tonlamada bulunmamakta hem bana karsi ayip hem onlara. Ayrica 40'li yaslari yasayamaya baslamis okur kesimini de gucendirmemek gerek. Hem de 40 olmak dunyanin sonu degil ya! Sahiden de degil dimi?
Lakin ben artik taze bir peynir degilim. Son kullanma tarihine kadar bazi seylerin tazeligini yitirmedigini zannedersiniz fakat isin asli oyle degil.Son kullanma tarihi eh yersen zehirlenmezsin anlamina geliyor ilk zamanlardaki ayni tadi alabileceginizi degil.Yaslaniyorum sanirim ya da icime bir teyze kacti ve yavas yavas azizi vucudumun tum hucrelerini ele geciriyor. Diyeceksiniz ki 'yok artik daha neler, nerden cikartiryorsun boyle seyleri ya da nerden biliyorsun?'
Iste icinize bir teyze kacip kacmadigini anlamanin 10 Pratik yolu
1. Ise otobusle degil kendi arabanla mi gitmek istiyorsun; Diyeceksiniz ki ne alaka param var arabam var atlarim arabama ise pasalar gibi kendi aracimla giderim. Ok mantikli bir aciklama fekat benim icin degil. Soyle ki sabah ise giderken bir grup universite ogrencisiyle ayni saatte yolculuk yapma ihtimaliniz cok yuksek ve ben sahsen bu ihtimal karsisinda irkiliyorum. O sabah enerjisi, o bitmek bilmeyen felsefik muhabbetler, hoca cekistirmeleri(hele muhabbetin bu kisminda bak guzel evladim o guzide insan ogretmenin sana kafayi takmis degil sadece senin aklini basina getirmeye calisiyor demek geliyor icimden), kahkahalar, en kotusu de sevgili muhabbetinin icinde kaldigimda durdurun otobusu inecek var deyip bu kardeslerimi sutlamamak icin zor tutuyorum kendimi.
2.Alisverise gittiginde bunlari kim giyiyor yahu diye soruyor musun kendi kendine; eline aldigin avuc ici kadar olan kiyafete bakarken icinden de kim giyiyor bunlari? Bu kiyafetler kimin icin uretilmis? Turk kadini bu kadar zayif mi'dan tut da bu kadar cesur mu"ya kadar cesitlenen bir yelpazedeki tum sorularla dolasa dolasa eve elin bos geliyorsan devir senin devrin degildir artik. Hele o yeni devre ayak uydurmaya calisma sendromu daha da vahim olmuyor arkadasim vazgec.
3.Saglikli yasam denilen bir sey varmis bunu kesfettiysen; evet saglikli yasam diye birsey var bunu ancak belirli bir yasin ustu biliyor cunku kafayi takiyor kabul et. Gencken sabaha kadar cay kahve sigara ,o bar senin bu bar benim gezerken de vardi. Kalorinin dibine vuruyordun da adini enerji saniyordun cunku hesaplaman gereken bir kalori cetvelin yoktu lezzetli olan herseye tabiri caizse okuz gibi gomuluyordun spor yapmana gerek yoktu cunku yerinde durmuyordun. Bedenin ihanet etmeye basladi sana dimi yapar uzgunum cunku devir onun devri simdi...
4.Olmeden once gorulecek 100 yer, okunacak 100 kitap,seyredilecek 100 film listeleriyle daha mi fazla ilgilenmeye basladin; eee baslarsin tabii kainatin sahibi olmadigini anladigin bir doneme geldin eee normal artik gecmek bilmeyen yillar saat tadinda gecmeye basladi sen de tik tak tik tak zamanin ne buyuk bir hizla gectigini farketmeye basladin. Cunku ergenlik bitti dunya senin degil kendi etrafinda donuyor iste sen de bu noktada ugradigin ihanetin acisini hissediyorsun ve sana soyle diyor zaman daraliyor.
5. One direction nedir kimdir kimin nesidir diye merak edip google'a mi baktin; bu da baska bir elamet. bilmedigin yeni yeni gruplar sarkilar sarkicilar kitaplar... Bu benim koptugum nokta mesela...tanimiyorsun bu insanlari hadi hasbel kader bir yerde denk geldin diyelim anam one direction dedikleri bu sabiler miymis diye gecirdin icinden ahhh ahhh bittin sen bittin onlar yeni nesil sabi subyan degil uzgunum icinden hala yok canim bal gibi de cocuk onlar diyorsun yapma yapma icindeki teyzeyi it bir kenara duyma onu duymaaaa.
6. Ben dogalliktan yanayim diye dusunmeye baslayip makyajdi sacti bir kenara mi biraktin; ahhh be guzel ablam yapma bunu kendine de bize de. gencligin tum isiltisinin ve guzelliginin uzerine peri tozu gibi serpildigi donemde sabahin korunde kalkip makyaz yapipi sac fonluyordun simdi o ruyadan uynadin perilerin gercek olmadigini Sabah uyandiginda aynada baktigin yuz sana hergun anlatiyor aci gercegi kabullendin. Kozunu dogal guzellikten yana mi oynamaya karar verdin. Yapmaa... Artik cilt paril paril parlamiyor yanaklarda kanin deli akisindan kaynaklanan o kirmizilik yok is hayati gozunun ferini sondurmus sen hala neyin derdindesin bak mis gibi goz alti kapaticalarin 4X4 maskaralarin puruzsuz bir bronzluk saglayan makyaz malzemelerin alliginin elli tonu var. Sen gel vazgec bu dogallik sevdasindan sene 2014 dogal kelimesinin kendisinin bile tedavulden kalktigi bir cagdayiz. Lutfen ama.
7. Konustugunuz kelimelerin % 50lik kismi etraftakiler tarafindan anlasilamiyorsa; arkadasim eminim okumus etmis bir insansindir bu nedenle kelime hazinen genistir. Ammavelakin sen konusmaya basladiginda karsidakinin yuzunden "access denied" yazisi geciyorsa vazgec bu sevdadan agdali nukteli konusmayiver yok artik boyle bir dil. Yazik sana. Biliyorum anliyorum tam yeri gelmis bir iki guzel kelam edesin var ama bir anda yanindakiler turk dil kurumunun yardimiyla kullandigin kelimelerin anlamini bulmaya calisirken anlattiginin derinligini kavramalari mumkun degil. vazgec daralt kelime dagarcigini.
8.Yurdum magandasi sana yol, yer vermeye baslamissa; yurdum magandasi en cok kalabalik ortami sever. Hem her turlu marifetini sergileyebilecegi o tiklim tikisikligi hem de hitap ettigi kesimin seyirciligi acisindan cok elverislidir buyuk alisveris merkezleri. iste tam onun da yolunu gozledigi firsat mesela arife gunu kalabaligi coluk cocuk kargasa gurultu igne atsan yere dusmez ortamlar yani sahne hazirdir anlayacagin. Sen de elin kolun alisveris cantalariyla dolu onunla karsilastin. Sen daha onu karsidan farkeder farketmez mumkun oldugunca gardini alirsin cunku deneyimlerin sana bunu ogretmistir. Fakat o anki fiziksel kosullarin ondan yana olmasindan dolayi 'simdi ben ne yapacam' cikmazina dusersin ki o sirada yurdum magandasi buyur abla ya da yenge babinda sana yol verir. iste o anda gozundne birkac damla yas akar, mutluluktan sonunda ozgurluge dogru acilan yolun basina gelmissindir.
9. Artik yemek tarifi almayip veriyorsan; nedendir bilinmez insan metabolizmanin hizli calistigi donemlerde yemek yemeyi sevmez belki metabolizma hizli calismiyordur belki sen yemedigin icin kilo almiyorsunudr da oyle bir yanilsama olusmustur onu da bilemiyecegim. her neyse bir kirilma noktasi vardir sen artik kilo almaya baslarsin iste o senin icindeki gurmenin yasam buldugu andir. Bir istahin acilir yemek yemekten zevk almaya baslarsin. Hele bu evrenin kadina attigi en buyuk kaziklardan biridir. Birden mutfak denilen bir yerin farkina varirsin bir aydinlanma olur. sonar bir bakarsin yaptigin kekin boregin ve hatta corbanin tarifi istenir olmus senden iste o bittigin andir.
10.Ve pamuklular hayat buluyorsa :)))))
Icinizdeki teyzeye bir dur deyin artik. Elinizdeki orgu sisiyle teyzeyi oracikta sisleyin.Ne bileyim kepceyle kaba etlerine vuru vuruverin. Kuafore gittiginizde sacinizi yapacak olan su gibi kiza 'canim sacima rofle yapilacakti' derken kizgin sac masasiyla dilini havada yakalayiverin.Sakin ama sakin yuz vermeyin gelir yerlesir.Sen de yeni neslin bilmedigi 'hani benim gencligim nerde?' sarkisiyla ic gecire gecire cayini yudumlarsin mazallah...
neyse iste henuz 40 bile olmadim. Keza bunu kafayi dunyanin sonuyla bozmus meczuplar gibi soyleyip durmamakta fayda var ya da en azindan ayni tonlamada bulunmamakta hem bana karsi ayip hem onlara. Ayrica 40'li yaslari yasayamaya baslamis okur kesimini de gucendirmemek gerek. Hem de 40 olmak dunyanin sonu degil ya! Sahiden de degil dimi?
Lakin ben artik taze bir peynir degilim. Son kullanma tarihine kadar bazi seylerin tazeligini yitirmedigini zannedersiniz fakat isin asli oyle degil.Son kullanma tarihi eh yersen zehirlenmezsin anlamina geliyor ilk zamanlardaki ayni tadi alabileceginizi degil.Yaslaniyorum sanirim ya da icime bir teyze kacti ve yavas yavas azizi vucudumun tum hucrelerini ele geciriyor. Diyeceksiniz ki 'yok artik daha neler, nerden cikartiryorsun boyle seyleri ya da nerden biliyorsun?'
Iste icinize bir teyze kacip kacmadigini anlamanin 10 Pratik yolu
1. Ise otobusle degil kendi arabanla mi gitmek istiyorsun; Diyeceksiniz ki ne alaka param var arabam var atlarim arabama ise pasalar gibi kendi aracimla giderim. Ok mantikli bir aciklama fekat benim icin degil. Soyle ki sabah ise giderken bir grup universite ogrencisiyle ayni saatte yolculuk yapma ihtimaliniz cok yuksek ve ben sahsen bu ihtimal karsisinda irkiliyorum. O sabah enerjisi, o bitmek bilmeyen felsefik muhabbetler, hoca cekistirmeleri(hele muhabbetin bu kisminda bak guzel evladim o guzide insan ogretmenin sana kafayi takmis degil sadece senin aklini basina getirmeye calisiyor demek geliyor icimden), kahkahalar, en kotusu de sevgili muhabbetinin icinde kaldigimda durdurun otobusu inecek var deyip bu kardeslerimi sutlamamak icin zor tutuyorum kendimi.
2.Alisverise gittiginde bunlari kim giyiyor yahu diye soruyor musun kendi kendine; eline aldigin avuc ici kadar olan kiyafete bakarken icinden de kim giyiyor bunlari? Bu kiyafetler kimin icin uretilmis? Turk kadini bu kadar zayif mi'dan tut da bu kadar cesur mu"ya kadar cesitlenen bir yelpazedeki tum sorularla dolasa dolasa eve elin bos geliyorsan devir senin devrin degildir artik. Hele o yeni devre ayak uydurmaya calisma sendromu daha da vahim olmuyor arkadasim vazgec.
3.Saglikli yasam denilen bir sey varmis bunu kesfettiysen; evet saglikli yasam diye birsey var bunu ancak belirli bir yasin ustu biliyor cunku kafayi takiyor kabul et. Gencken sabaha kadar cay kahve sigara ,o bar senin bu bar benim gezerken de vardi. Kalorinin dibine vuruyordun da adini enerji saniyordun cunku hesaplaman gereken bir kalori cetvelin yoktu lezzetli olan herseye tabiri caizse okuz gibi gomuluyordun spor yapmana gerek yoktu cunku yerinde durmuyordun. Bedenin ihanet etmeye basladi sana dimi yapar uzgunum cunku devir onun devri simdi...
4.Olmeden once gorulecek 100 yer, okunacak 100 kitap,seyredilecek 100 film listeleriyle daha mi fazla ilgilenmeye basladin; eee baslarsin tabii kainatin sahibi olmadigini anladigin bir doneme geldin eee normal artik gecmek bilmeyen yillar saat tadinda gecmeye basladi sen de tik tak tik tak zamanin ne buyuk bir hizla gectigini farketmeye basladin. Cunku ergenlik bitti dunya senin degil kendi etrafinda donuyor iste sen de bu noktada ugradigin ihanetin acisini hissediyorsun ve sana soyle diyor zaman daraliyor.
5. One direction nedir kimdir kimin nesidir diye merak edip google'a mi baktin; bu da baska bir elamet. bilmedigin yeni yeni gruplar sarkilar sarkicilar kitaplar... Bu benim koptugum nokta mesela...tanimiyorsun bu insanlari hadi hasbel kader bir yerde denk geldin diyelim anam one direction dedikleri bu sabiler miymis diye gecirdin icinden ahhh ahhh bittin sen bittin onlar yeni nesil sabi subyan degil uzgunum icinden hala yok canim bal gibi de cocuk onlar diyorsun yapma yapma icindeki teyzeyi it bir kenara duyma onu duymaaaa.
6. Ben dogalliktan yanayim diye dusunmeye baslayip makyajdi sacti bir kenara mi biraktin; ahhh be guzel ablam yapma bunu kendine de bize de. gencligin tum isiltisinin ve guzelliginin uzerine peri tozu gibi serpildigi donemde sabahin korunde kalkip makyaz yapipi sac fonluyordun simdi o ruyadan uynadin perilerin gercek olmadigini Sabah uyandiginda aynada baktigin yuz sana hergun anlatiyor aci gercegi kabullendin. Kozunu dogal guzellikten yana mi oynamaya karar verdin. Yapmaa... Artik cilt paril paril parlamiyor yanaklarda kanin deli akisindan kaynaklanan o kirmizilik yok is hayati gozunun ferini sondurmus sen hala neyin derdindesin bak mis gibi goz alti kapaticalarin 4X4 maskaralarin puruzsuz bir bronzluk saglayan makyaz malzemelerin alliginin elli tonu var. Sen gel vazgec bu dogallik sevdasindan sene 2014 dogal kelimesinin kendisinin bile tedavulden kalktigi bir cagdayiz. Lutfen ama.
7. Konustugunuz kelimelerin % 50lik kismi etraftakiler tarafindan anlasilamiyorsa; arkadasim eminim okumus etmis bir insansindir bu nedenle kelime hazinen genistir. Ammavelakin sen konusmaya basladiginda karsidakinin yuzunden "access denied" yazisi geciyorsa vazgec bu sevdadan agdali nukteli konusmayiver yok artik boyle bir dil. Yazik sana. Biliyorum anliyorum tam yeri gelmis bir iki guzel kelam edesin var ama bir anda yanindakiler turk dil kurumunun yardimiyla kullandigin kelimelerin anlamini bulmaya calisirken anlattiginin derinligini kavramalari mumkun degil. vazgec daralt kelime dagarcigini.
8.Yurdum magandasi sana yol, yer vermeye baslamissa; yurdum magandasi en cok kalabalik ortami sever. Hem her turlu marifetini sergileyebilecegi o tiklim tikisikligi hem de hitap ettigi kesimin seyirciligi acisindan cok elverislidir buyuk alisveris merkezleri. iste tam onun da yolunu gozledigi firsat mesela arife gunu kalabaligi coluk cocuk kargasa gurultu igne atsan yere dusmez ortamlar yani sahne hazirdir anlayacagin. Sen de elin kolun alisveris cantalariyla dolu onunla karsilastin. Sen daha onu karsidan farkeder farketmez mumkun oldugunca gardini alirsin cunku deneyimlerin sana bunu ogretmistir. Fakat o anki fiziksel kosullarin ondan yana olmasindan dolayi 'simdi ben ne yapacam' cikmazina dusersin ki o sirada yurdum magandasi buyur abla ya da yenge babinda sana yol verir. iste o anda gozundne birkac damla yas akar, mutluluktan sonunda ozgurluge dogru acilan yolun basina gelmissindir.
9. Artik yemek tarifi almayip veriyorsan; nedendir bilinmez insan metabolizmanin hizli calistigi donemlerde yemek yemeyi sevmez belki metabolizma hizli calismiyordur belki sen yemedigin icin kilo almiyorsunudr da oyle bir yanilsama olusmustur onu da bilemiyecegim. her neyse bir kirilma noktasi vardir sen artik kilo almaya baslarsin iste o senin icindeki gurmenin yasam buldugu andir. Bir istahin acilir yemek yemekten zevk almaya baslarsin. Hele bu evrenin kadina attigi en buyuk kaziklardan biridir. Birden mutfak denilen bir yerin farkina varirsin bir aydinlanma olur. sonar bir bakarsin yaptigin kekin boregin ve hatta corbanin tarifi istenir olmus senden iste o bittigin andir.
10.Ve pamuklular hayat buluyorsa :)))))
Icinizdeki teyzeye bir dur deyin artik. Elinizdeki orgu sisiyle teyzeyi oracikta sisleyin.Ne bileyim kepceyle kaba etlerine vuru vuruverin. Kuafore gittiginizde sacinizi yapacak olan su gibi kiza 'canim sacima rofle yapilacakti' derken kizgin sac masasiyla dilini havada yakalayiverin.Sakin ama sakin yuz vermeyin gelir yerlesir.Sen de yeni neslin bilmedigi 'hani benim gencligim nerde?' sarkisiyla ic gecire gecire cayini yudumlarsin mazallah...
3 Mayıs 2014 Cumartesi
Ahmet Batman kimdir yahu???
Ahmet Batman kimdir yahu? Neymiş efendim son dönemlerdeki en popüler yazarlardan biriymiş??? Peh!!! Çıkış kitabı Soğuk Kahve'ymiş! Dur bir kitabı daha vardı ismini hatırlayamadığım! Yok efendim kitapları best seller'mış!!! Ben ki elime aldığım her kitabı bitirmek gibi bir saplantıya sahip olmama rağmen kitabın ilk 30 sayfasından öteye geçemedim. Bu ne ya o günkü tüm enerjimi yedi bitirdi okuduğum o otuz sayfa. Resmen kendimi zorladım okuyabilmek için ve kendi kendime "bu kadar insanın öve öve bitiremediği bir kitabın vardır benim fark edemediğim bir hikmeti ya da tadı" dedim pes etmedim okumaya devam ettim.Daha ilk sayfasından belliydi "çarşambanın geleceğinin salıdan belli olması" gibi. Kitabı elimden bıraktığımda başım ağrıyordu nasıl bir işkence yaptıysam zavallı beynime o da isyan etti. Okumaya çalışmakla da kalmadım internette okuyucu yorumlarına baktım ne bulduklarını çözebilmek için. Neymiş efendim yalın bir dille güzel güzel aşkı anlatmışmış. Benim ne gördüğümü ve ne anladığımı size aktarayım. Tüm iletişimi telefon mesajları, sosyal paylaşım sitelerindeki iki üç cümlelik kendi tabirleriyle "damperli" oturttukları laflardan oluşan yeni neslin genetik kodlamasındaki defoyu ortaya çıkaran, bölük börçük, herhangi bir düşünceyi yansıtmaktan öte laf ola beri gele mantığıyla sıralanmış düşünce ( demeye dilim varmasa da) ve sözüm ona duygu aktarımını yansıtan yazınsallar. Vay anam vay Türk Edebiyatının geldiği noktaya bak. Tuna Kiremitçi'nin bir alt versiyonu o bile bu adamın yanında baya kallavi bir yazar gözüktü gözüme. Renkler ve zevkler tartışılmaz geyiğine sarılıp kimse savunmasın bu adamı bana.
Eğer edebiyattan bahsediyorsak.
"Sanat sanat için mi yoksa sanat halk için mi?" "Tavuk mu yumurtadan çıkar yoksa yumurta mı tavuktan?" şeklinde uzayıp gider bu tartışma.
Benim takıldığım nokta, bu insan evladı bu kitabı yazmış birilerine göndermiş bir editör bu kitapta bir şey görmüş ve basmaya karar vermiş. Ki bu ne kadar zor ve ne kadar çetrefilli bir yoldur eserini birilerinin önüne çıkartacak cesareti bulma (Ki bu noktada aklıma Charles Bukowski'nin bir lafı geliyor " dünyanın en büyük problemi zeki insanların şüpheleri varken aptalların kendilerine olan güvenidir" ay ağzını öpeyim dedim içimden) ve eserinin bir yayın evi tarafından kabul görmesi. bu noktada kitabı basan yayınevinin kriteri neydi acaba sorusuna takılıyorum. Yayın evindeki bilir kişiler toplumun ihtiyaçları ve beğenileri doğrultusunda mı bu kitabı basmaya karar verdiler. Eğer öyleyse yayınevi sahibi çalışanlarından oldukça memnundur böyle bir öngörüye sahip çalışanları olduğu için. yok eğer bu kitabı yazınsal değeri var şeklinde düşünerek bastılarsa vay halimize diyeyim. O halde çok daha ciddi sorunlarımız var ülkece edebi anlamda.
velhasıl kelam ahmet batman'ın şanı yorar adamı mı diyeyim it ürür kervan yürür mü diyeyim bilemedim. ya da ne bileyim kıskanma nolur çalış senin de olur...
velhasıl kelam ahmet batman'ın şanı yorar adamı mı diyeyim it ürür kervan yürür mü diyeyim bilemedim. ya da ne bileyim kıskanma nolur çalış senin de olur...
25 Şubat 2014 Salı
paket lastiğiyle topladım bugün yine beynimi
doğduğumuz toprakların havasından mıdır yoksa suyundan mıdır bilmem ama her birimizin üstüne serpilmiş kaygı,korku,ümitsizlik ve mutsuzluk tohumları var gibi. Kişiliklerimizi ve kimliklerimizi belirleyen şey; sevgi dolu aileler artı iyi bir eğitimden daha ziyade bu tohumlardan hangisinin o bünyede daha önce yeşerip bel vereceği gibi. Karşımızda korkak,ürkek,çekingen,mutsuz,kendine ve geleceğe karşı umudu olmayan prototiplerden oluşan koca bir ülke var gibi. Toplumun her kesitinden ayrı ayrı insanların aynı noktada birleşen bitmek tükenmek bilmeyen kaygıları var gibi. Ne gariptir ki sosyo ekonomik- kültürel farklılıklarda her ne kadar rengarenk bir yelpazeye sahip olunsa da kaygılarımız noktasında tek bir renkte (depresif gride)buluşmayı başarabiliyoruz gibi. Zannedilenin aksine en çok kaygılananılan konu 21. yüzyılın kapitalizminden beklenilebileceğinin aksine ekonomik olmaktan daha ziyade siyasi gibi.. Her birimizin bitmek bilmez kaygıları, endişeleri nihayetinde "ne olacak bu memleketin hali"ne veya "vatan elden gidiyor"a bağlanıyor gibi. Bu ikili dilimizden hiç düşmüyor nesilden nesile dilden dile yeniden yeniden kemik buluyor, varlığını sürdürüyor gibi. İliklerimize dahi işleyen bu korku ve endişe dolu düşüncelerin her biri en sonunda ülkenin (havasından suyundan daha ziyade) jeo-politik önemine bağlanarak bir dizi talihsiz olaylar serüvenine dönen tarihimizin ve hatta geleceğimizin kapılarını kaderin önüne ardına kadar açıyor gibi.
işte ne yazık ki nedenleri bir iki cümleyle açıklanamayacak kadar çok derinlere dayanan böyle bir derdimiz var, da nedenleri her ne kadar örümcek ağı misali ince ince nakşedilmiş ve her ne kadar derinlerdeyse getirilmeye çalışılan çözümler de bir o kadar sığ gibi.
Bütün bir ülke şuurunu kaybetmişçesine sanki bir futbol maçında kendi takımını destekliyormuşçasına öylesine bir coşku, öylesine nedensiz bir sevgi, öylesine nedensiz bir bağlılık içinde kendi takımını pardon siyasi kanadını heyecan içinde öyle ya da böyle gerekirse en uygunsuz tezahüratlar eşliğinde destekleyerek soruna çözüm getirmeye çalışıyor ki beynim veya kalbim bunlara dayanamayıp bir anda duracak gibi.
Aslında bu arenada A,B,C,D partileri yok burada FANATİZM ve HUMANİZM'den oluşan iki kanat var. Ne yazık ki skorlar belli kazanan taraf belli. Takım kaptanları bel altı vursa da faul de yapsa etrafta buna hakemlik yapacak bir sağ duyu yoksa Herkes üç maymunu oynuyor ya da oynamak zorunda kalıyorsa, benim gümüşüm altın senin altının gümüş deniyorsa kazanan da bellidir kaybeden de...
Çok klişe olucak biliyorum ama kaybeden her zaman insanlıktır bu süreçte...
işte ne yazık ki nedenleri bir iki cümleyle açıklanamayacak kadar çok derinlere dayanan böyle bir derdimiz var, da nedenleri her ne kadar örümcek ağı misali ince ince nakşedilmiş ve her ne kadar derinlerdeyse getirilmeye çalışılan çözümler de bir o kadar sığ gibi.
Bütün bir ülke şuurunu kaybetmişçesine sanki bir futbol maçında kendi takımını destekliyormuşçasına öylesine bir coşku, öylesine nedensiz bir sevgi, öylesine nedensiz bir bağlılık içinde kendi takımını pardon siyasi kanadını heyecan içinde öyle ya da böyle gerekirse en uygunsuz tezahüratlar eşliğinde destekleyerek soruna çözüm getirmeye çalışıyor ki beynim veya kalbim bunlara dayanamayıp bir anda duracak gibi.
Aslında bu arenada A,B,C,D partileri yok burada FANATİZM ve HUMANİZM'den oluşan iki kanat var. Ne yazık ki skorlar belli kazanan taraf belli. Takım kaptanları bel altı vursa da faul de yapsa etrafta buna hakemlik yapacak bir sağ duyu yoksa Herkes üç maymunu oynuyor ya da oynamak zorunda kalıyorsa, benim gümüşüm altın senin altının gümüş deniyorsa kazanan da bellidir kaybeden de...
Çok klişe olucak biliyorum ama kaybeden her zaman insanlıktır bu süreçte...
18 Şubat 2014 Salı
rengim kırmızı
-rengim kırmızı benim bilin bakalım ben neyim?
-yakışıklı bir gencin avuçlarında sevdiceğine ve sevdasına tutunur gibi sımsıkı iplerini tuttuğu, kıpkırmızı, içi neşeyle ve ruhla doldurulmuş bir balon mu?
-Hayır!
-Işığıyla hem içimizi ısıtan hem gönlümüzü açan, içine biraz da hüzün katan kalp şeklinde, özenle uçları yakılmış mumlar mı yoksa?
-Hayır!
-Ya sevgililer gününde hazırlanmış kırmızının ve sevdanın her tonunda her boyutunda buket buket kırmızı güllerden misin? Delikanlının delikanlılığını bozmasından korktuğu için yanaklarını al al bırakan verilen kızın biraz utancından biraz mutluluğundan rengini alan?
-Hayır!
- Ya Ömer Hayyam'ın
"Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz
İki başımız var,bir bedenimiz
Ne kadar dönersem döneyim çevrende
Er geç başbaşa verecek değil miyiz?
Kim demiş haram bilmez Hayyam
Ben haramla helali karıştırmam,
Senle içilen şarap helaldir
Sensiz içilen su bile haram
Ne sen sensin, Ne de ben ben,
Ha sen sensin. Ha ben ben,
Hem sen sensin, Hem de ben ben.
Kim söyler misin? Nedir? O sen,ben." dizelerinin eşliğinde bir kadeh şaraba ne dersin içinde aşk kadar meşki de barındıran?
"Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz
İki başımız var,bir bedenimiz
Ne kadar dönersem döneyim çevrende
Er geç başbaşa verecek değil miyiz?
Kim demiş haram bilmez Hayyam
Ben haramla helali karıştırmam,
Senle içilen şarap helaldir
Sensiz içilen su bile haram
Ne sen sensin, Ne de ben ben,
Ha sen sensin. Ha ben ben,
Hem sen sensin, Hem de ben ben.
Kim söyler misin? Nedir? O sen,ben." dizelerinin eşliğinde bir kadeh şaraba ne dersin içinde aşk kadar meşki de barındıran?
-Hayır!
-Yoksa sen dışının parlaklığına kanıp da içindeki kurdu yok sayan Adem ile Havva'nın cennetine mal olan kırmızı bir elma mısın?
-Hayır! Hayır! Hayır!
Nasıl tanımazsın beni!
Bana ister elem de ister keder ister dert de ister üzüntü bir çok şeklim var benim. Bazen gözlerden akan bazen de taş gibi bağıra oturan. Bazen dillere lal getiren bazen bir gerçek görülmek istenmeyen. Bir çok duygum var benim. Ama tek bir rengim var benim. Rengim kırmızı. Kanım ben kan nasıl bilemedin beni?
Hergün sokaklarda akıtılan, bazı evlerin duvarlarını,halılarını boyayan. Bazı bazı boş bir tarlaya saçılan. Kimi sevgiden kimi sözüm ona nefretten.
Ne güle benzerim ben ne de kalp şeklindeki çikolatalara! Hala aklım almıyor nasıl bilemedin beni. Halbuki bir çok şeklim var. Kimine işkence derler kimine cinayet. Hiç mi duymadın beni. Daha yeni haberlerdeydim. Yeni yılın neşesini, noel babanın kırmızısını bile gölgede bırakmıştım. Boy boy istatistikler yaptılar adıma, çarşaf çarşaf resimlerimi bastılar. 2013'te 28000 kadına şiddet uygulandı diye manşet attılar. 237 kadın öldü dediler. Kesici alet dediler ateşli silah dediler yakma dediler darp dediler. Son 10 yılda % 1400 artan kadına yönelik şiddet dediler. Günde ortalama 5 kadın öldürülüyor dediler. Karısını çok sevdiği için kıskanıyor dediler. Görüyormusun canım çocuğu reddetmiş dediler. Ah yazık ekonomi çok kötü işsizlik almış başını gidiyor adam çıldırmış sonunda, e ne yapsın dediler. Dediler de dediler...
Hayret doğrusu yine de bilemedin...
Ne diyeyim ki ben daha sana... Hadi bana eyvallah!
Ha buldum en azından şimdilik bir veda! Yolu sevgiden geçen herkesle bir gün bir yerlerde buluşmak umuduyla...
Hayret doğrusu yine de bilemedin...
Ne diyeyim ki ben daha sana... Hadi bana eyvallah!
Ha buldum en azından şimdilik bir veda! Yolu sevgiden geçen herkesle bir gün bir yerlerde buluşmak umuduyla...
26 Ocak 2014 Pazar
bizim zamanımızda
bizim zamanımızda diye başlayan cümleler kurabilecek yaşa geldim. bunu gerek iş yerindeki yaşı en büyükler arasındaki konumumdan liste başı olamasam da ilk üçe girebilmemden anlıyorum gerekse bu gençliğe özgü kaybedecek hiç bir şeyim yok inancı ve özgürlüğüne artık sahip olamamamdan anlıyorum. artık kaybetmekten çok korktuğum bir yuvam bu kavrama olan inancım güvencim kaybetmekten korktuğum sahip olduklarım var bunlar iş güç kariyer mal mülk şan şöhret vs vs başlıkları altında toplanabilir... neyin kariyeri neyin şanı şöhreti hangi mal varlığı diye soracak olursanız (bir garip orhan veli'yim diye şiire bağlayasım var lakin kafam allak bullak daha da bulandırmak istemiyorum keza bu şiiri çok severim) benim gariban canıma yetecek kadar diye cevap vermek isterim
bizim zamanımızda bilgiye ulaşmanın tek yolu kitaplardı önüne kocaman bi dünya açardı. bu nedenle kitaplar bizim vazgeçilmezimizdi. nitekim bütçemizde açılan deliklerin müsebbibi (allahım bu tür kelimeler kullanmamalıyım bu bana iyice nuhneviden kalma bir hava veriyor ah yine yaptım! bundan gayri yazının sonunda bakınız kısmı açacam ) kitaplarımızdı. hala yeni alınan kitabın kokusuna hastayımdır ve hala sayfaları sararmış üzerinde lekeler oluşmuş bir kitabın ben de yeri ayrıdır. vay efendim yeni nesil kitap okumuyor diye ver yansın edecek değilim çünkü adı üzerinde yeni nesil eskisinden farklı eskisiyle aynı olsaydı adı yeni olmazdı. yine de bizi de anlasınlar ya da anlayın içimizdeki o korkuyu o nasıl olur duygusunu serzenişlerimizi...kitapsız bir hayatı düşünememizi...bizim elimizden düşmeyen kitaplarımız vardı sizin akıllı telefonlarınız... telefonlar akıllı da... kullanıcılara ne demeli... giderek bulanıklaşan hafızalara kullan at bilgi dağarcına bir o kadar bilgi kirliliğine ne demeli... tüm dünyamızın bir küçük dünyanın üzerine kurulu olmasına bazen siz de şaşmıyor musunuz... zannetmeyin ki ben farklıyım aynıyım telefonum olmadan ne yapardım bilmiyorum... facebook olmadan arkadaşlarımızdan nasıl haber alırdık twitter olmadan tüm dünyanın kaynayan kazanına nasıl hakim olurduk foursquare olmadan nerde nereye gideceğimizi nasıl bilirdik, zaytung ya da ekşi sözlük olmadan türkiye gündeminden nasıl haberder olurduk,pinterest olmayaydı neyle meşgul olur nerden her konuda ip ucları alırdık, hele hele instagram olmayaydı sanat damarlarımızdan biri kopmuş olurdu :) gibi...
yine de endişelenmeden duramıyorum yapamıyorum daha çok şeye daha kolay ulaşıyoruz da iyi güzel de herkes de bize ulaşabiliyor kolayca.akabinde aklıma george orwell'in 1984'ü geliyor kanım donuyor. "big brother is watching us" drım drım (gerilim filmi efekti :) ya da ne bileyim sanal alemde deli sanal hayatlar yaşıyoruz herkes top model herkes vur patlasın çal oynasın bu seferde aklıma "suretler" filmi geliyor nerdeyse ona yakın hayatlar yaşıyoruz. herkes evinde elindeki aletle dünyaya bağlanıyor. dünyayı gönderdiğimiz iletilerle ve beğenilerimizle kurtarıyoruz paylaştığımız gönderilerle karşıt görüşteki insanı lafı burdan koyuyoruz o ordan kapaklanıyor felan. daha çok yavru kedi ve köpek resmi koyarsak o kadar güzel bir dünya yaratıyoruz. Sen yapmıyor musun olayına girmeyelim tabi ki yapıyorum mesih miyim ben dedik ya yukarıda bir garip orhan veliyiz diye... hepsini yapıyorum... o yüzden biliyorum...
bir 15-20 önceki teknolojiyle şimdiki zaman arasındaki farkı görebilecek yaştayım öncesini de şimdiyi de görüyorum... asıl soru ne bileyim bu gidişat matrix'e mi ya da terminator'e mi bağlayacak bizi bu bilim kurgu senaristleri adı üzerinde kurmamışlar da gelecekle ilgili kehanette mi bulunmuşlar. bazı bazı düşünüyorum astral seyahat insanlar için ne kadar uç noktada bir düşünceydi. bir kısım bunun imkansızlığını savunurken diğerleri bunu ermişlik katındaki insanlara bahşedilmiş bir yetenek olarak görürlerdi. şimdi bana astral seyahat desen bence insanların hergün küçücük bir ekranın mavi beyaz ışığında yaptıkları işin bu olduğunu söylerim. tamam bunun çok da düşündüğümüz gibi ilahi bir tarafı yok ama olan şey bu;; vücut burda bir ekranın önünde kilitlenmiş ama kafa burda değil... hadi canım demeyin hemen evdeki anne,baba,kadeş,eş,çocuk,arkadaş vs sana bir şey anlatıyor ama sen duymuyorsun ya da dinlemek istemiyorsun çünkü önündeki sihirli ekranda görmen gereken resimler oynaman gereken bir oyun ne bileyim ziplenmis bir bilgi kutucuğu dinlemen gereken bir müzik var. yanındakini görmüyorsan duymuyorsan kafa sallayıp tüm benliğinle önündeki işe konsantre oluyorsan ben sana daha ne diyeyim. yanında mısın yani yanındakinin?
bugün facebook sayfamı cebimden check ederken eski bir arkadaşımdan mesaj geldi "duvarıma bak" ilk bi allah allah dedim bu kadar aradan sonra benden niye böyle bir şey istiyebilir ne alaka sonra aaa ne kaba bir mesaj ne "naber nasılsın?" var ne "nabıyon beya" tarzı bir geyik noluyo be dedim içimden insanlar artık birbirine hal hatır sormaktan da vaz mı geçti sonraki şahsi kanaatim bunun bir virüs programı olduğu bu nedenle de sayfaya gitmedim yok eğer arkadaşımın kendisi böyle bir kabalık yaptıysa ben burda bu kadar senaryo yaptığımla o da benimle paylaşmak istediği şeyi paylaşamadığıyla kaldı onu bilemeyeceğim ama kimse benimle böyle konuşamaz bu da böyle biline ilk önce gel bir halimi hatırımı sor canımı ye... sonra muhtemel bir virüs saldırısından canım akıllı telefonumu ya da sayfamı kurtardığımı düşünerek kendi aklımla gurur duydum sonra kendi kendime dertlendim telefonuma ya da sayfama zarar gelmesinden bu kadar mı korkmuştum...
zaten nihilizm kapıda ben geldim beni içeri al diye tüm sınırlarımı zorlarken benim insanlığa dostluğa inancım yerinden oynamışken gençliğe ait tüm o optimistik neşe ve güven duygusu yerini yavaş yavaş pesimizme ve güvensizliğe devrederken benliğimi hala var olan bir kaç idealizm kırıntısına bıraktığımda kendimi yel değirmenleriyle savaşan don kişot gibi delirmiş hissederken yapılır mı bu bana... yine gece gece bir sürü içsel sorgulamaya ve nereye gidiyor bu dünya sorularına neden olunur mu ne yaptın sen bana ablacım be tekrar soruyorum yapılır mı bu bana????
Bakınız: eee hadi bu kadar hazırcı olmayalım adı üzerinde bakınız bilmediğiniz kelimelere bi zahmet bakınız....
bizim zamanımızda bilgiye ulaşmanın tek yolu kitaplardı önüne kocaman bi dünya açardı. bu nedenle kitaplar bizim vazgeçilmezimizdi. nitekim bütçemizde açılan deliklerin müsebbibi (allahım bu tür kelimeler kullanmamalıyım bu bana iyice nuhneviden kalma bir hava veriyor ah yine yaptım! bundan gayri yazının sonunda bakınız kısmı açacam ) kitaplarımızdı. hala yeni alınan kitabın kokusuna hastayımdır ve hala sayfaları sararmış üzerinde lekeler oluşmuş bir kitabın ben de yeri ayrıdır. vay efendim yeni nesil kitap okumuyor diye ver yansın edecek değilim çünkü adı üzerinde yeni nesil eskisinden farklı eskisiyle aynı olsaydı adı yeni olmazdı. yine de bizi de anlasınlar ya da anlayın içimizdeki o korkuyu o nasıl olur duygusunu serzenişlerimizi...kitapsız bir hayatı düşünememizi...bizim elimizden düşmeyen kitaplarımız vardı sizin akıllı telefonlarınız... telefonlar akıllı da... kullanıcılara ne demeli... giderek bulanıklaşan hafızalara kullan at bilgi dağarcına bir o kadar bilgi kirliliğine ne demeli... tüm dünyamızın bir küçük dünyanın üzerine kurulu olmasına bazen siz de şaşmıyor musunuz... zannetmeyin ki ben farklıyım aynıyım telefonum olmadan ne yapardım bilmiyorum... facebook olmadan arkadaşlarımızdan nasıl haber alırdık twitter olmadan tüm dünyanın kaynayan kazanına nasıl hakim olurduk foursquare olmadan nerde nereye gideceğimizi nasıl bilirdik, zaytung ya da ekşi sözlük olmadan türkiye gündeminden nasıl haberder olurduk,pinterest olmayaydı neyle meşgul olur nerden her konuda ip ucları alırdık, hele hele instagram olmayaydı sanat damarlarımızdan biri kopmuş olurdu :) gibi...
yine de endişelenmeden duramıyorum yapamıyorum daha çok şeye daha kolay ulaşıyoruz da iyi güzel de herkes de bize ulaşabiliyor kolayca.akabinde aklıma george orwell'in 1984'ü geliyor kanım donuyor. "big brother is watching us" drım drım (gerilim filmi efekti :) ya da ne bileyim sanal alemde deli sanal hayatlar yaşıyoruz herkes top model herkes vur patlasın çal oynasın bu seferde aklıma "suretler" filmi geliyor nerdeyse ona yakın hayatlar yaşıyoruz. herkes evinde elindeki aletle dünyaya bağlanıyor. dünyayı gönderdiğimiz iletilerle ve beğenilerimizle kurtarıyoruz paylaştığımız gönderilerle karşıt görüşteki insanı lafı burdan koyuyoruz o ordan kapaklanıyor felan. daha çok yavru kedi ve köpek resmi koyarsak o kadar güzel bir dünya yaratıyoruz. Sen yapmıyor musun olayına girmeyelim tabi ki yapıyorum mesih miyim ben dedik ya yukarıda bir garip orhan veliyiz diye... hepsini yapıyorum... o yüzden biliyorum...
bir 15-20 önceki teknolojiyle şimdiki zaman arasındaki farkı görebilecek yaştayım öncesini de şimdiyi de görüyorum... asıl soru ne bileyim bu gidişat matrix'e mi ya da terminator'e mi bağlayacak bizi bu bilim kurgu senaristleri adı üzerinde kurmamışlar da gelecekle ilgili kehanette mi bulunmuşlar. bazı bazı düşünüyorum astral seyahat insanlar için ne kadar uç noktada bir düşünceydi. bir kısım bunun imkansızlığını savunurken diğerleri bunu ermişlik katındaki insanlara bahşedilmiş bir yetenek olarak görürlerdi. şimdi bana astral seyahat desen bence insanların hergün küçücük bir ekranın mavi beyaz ışığında yaptıkları işin bu olduğunu söylerim. tamam bunun çok da düşündüğümüz gibi ilahi bir tarafı yok ama olan şey bu;; vücut burda bir ekranın önünde kilitlenmiş ama kafa burda değil... hadi canım demeyin hemen evdeki anne,baba,kadeş,eş,çocuk,arkadaş vs sana bir şey anlatıyor ama sen duymuyorsun ya da dinlemek istemiyorsun çünkü önündeki sihirli ekranda görmen gereken resimler oynaman gereken bir oyun ne bileyim ziplenmis bir bilgi kutucuğu dinlemen gereken bir müzik var. yanındakini görmüyorsan duymuyorsan kafa sallayıp tüm benliğinle önündeki işe konsantre oluyorsan ben sana daha ne diyeyim. yanında mısın yani yanındakinin?
bugün facebook sayfamı cebimden check ederken eski bir arkadaşımdan mesaj geldi "duvarıma bak" ilk bi allah allah dedim bu kadar aradan sonra benden niye böyle bir şey istiyebilir ne alaka sonra aaa ne kaba bir mesaj ne "naber nasılsın?" var ne "nabıyon beya" tarzı bir geyik noluyo be dedim içimden insanlar artık birbirine hal hatır sormaktan da vaz mı geçti sonraki şahsi kanaatim bunun bir virüs programı olduğu bu nedenle de sayfaya gitmedim yok eğer arkadaşımın kendisi böyle bir kabalık yaptıysa ben burda bu kadar senaryo yaptığımla o da benimle paylaşmak istediği şeyi paylaşamadığıyla kaldı onu bilemeyeceğim ama kimse benimle böyle konuşamaz bu da böyle biline ilk önce gel bir halimi hatırımı sor canımı ye... sonra muhtemel bir virüs saldırısından canım akıllı telefonumu ya da sayfamı kurtardığımı düşünerek kendi aklımla gurur duydum sonra kendi kendime dertlendim telefonuma ya da sayfama zarar gelmesinden bu kadar mı korkmuştum...
zaten nihilizm kapıda ben geldim beni içeri al diye tüm sınırlarımı zorlarken benim insanlığa dostluğa inancım yerinden oynamışken gençliğe ait tüm o optimistik neşe ve güven duygusu yerini yavaş yavaş pesimizme ve güvensizliğe devrederken benliğimi hala var olan bir kaç idealizm kırıntısına bıraktığımda kendimi yel değirmenleriyle savaşan don kişot gibi delirmiş hissederken yapılır mı bu bana... yine gece gece bir sürü içsel sorgulamaya ve nereye gidiyor bu dünya sorularına neden olunur mu ne yaptın sen bana ablacım be tekrar soruyorum yapılır mı bu bana????
Bakınız: eee hadi bu kadar hazırcı olmayalım adı üzerinde bakınız bilmediğiniz kelimelere bi zahmet bakınız....
Kaydol:
Yorumlar (Atom)