26 Ocak 2014 Pazar

bizim zamanımızda

bizim zamanımızda diye başlayan cümleler kurabilecek yaşa geldim. bunu gerek iş yerindeki yaşı en büyükler arasındaki konumumdan liste başı olamasam da ilk üçe girebilmemden anlıyorum gerekse bu gençliğe özgü kaybedecek hiç bir şeyim yok inancı ve özgürlüğüne artık sahip olamamamdan anlıyorum. artık kaybetmekten çok korktuğum bir yuvam bu kavrama olan inancım güvencim kaybetmekten korktuğum sahip olduklarım var bunlar iş güç kariyer mal mülk şan şöhret vs vs başlıkları altında toplanabilir... neyin kariyeri neyin şanı şöhreti hangi mal varlığı diye soracak olursanız (bir garip orhan veli'yim diye şiire bağlayasım var lakin kafam allak bullak daha da bulandırmak istemiyorum keza bu şiiri çok severim) benim gariban canıma yetecek kadar diye cevap vermek isterim
    bizim zamanımızda bilgiye ulaşmanın tek yolu kitaplardı önüne kocaman bi dünya açardı. bu nedenle kitaplar bizim vazgeçilmezimizdi. nitekim bütçemizde açılan deliklerin müsebbibi (allahım bu tür kelimeler kullanmamalıyım bu bana iyice nuhneviden kalma bir hava veriyor ah yine yaptım! bundan gayri yazının sonunda bakınız kısmı açacam ) kitaplarımızdı. hala yeni alınan kitabın kokusuna hastayımdır ve hala sayfaları sararmış üzerinde lekeler oluşmuş bir kitabın ben de yeri ayrıdır. vay efendim yeni nesil kitap okumuyor diye ver yansın edecek değilim çünkü adı üzerinde yeni nesil eskisinden farklı eskisiyle aynı olsaydı adı yeni olmazdı. yine de bizi de anlasınlar ya da anlayın içimizdeki o korkuyu o nasıl olur duygusunu serzenişlerimizi...kitapsız bir hayatı düşünememizi...bizim elimizden düşmeyen kitaplarımız vardı sizin akıllı telefonlarınız... telefonlar akıllı da... kullanıcılara ne demeli... giderek bulanıklaşan hafızalara kullan at bilgi dağarcına bir o kadar bilgi kirliliğine  ne demeli... tüm dünyamızın bir küçük dünyanın üzerine kurulu olmasına bazen siz de şaşmıyor musunuz... zannetmeyin ki ben farklıyım aynıyım telefonum olmadan ne yapardım bilmiyorum... facebook olmadan arkadaşlarımızdan nasıl haber alırdık twitter olmadan tüm dünyanın kaynayan kazanına nasıl hakim olurduk foursquare olmadan nerde nereye gideceğimizi nasıl bilirdik, zaytung ya da ekşi sözlük olmadan türkiye gündeminden nasıl haberder olurduk,pinterest olmayaydı neyle meşgul olur nerden her konuda ip ucları alırdık, hele hele instagram olmayaydı sanat damarlarımızdan biri kopmuş olurdu :) gibi...
     yine de endişelenmeden duramıyorum yapamıyorum daha çok şeye daha kolay ulaşıyoruz da iyi güzel de herkes de bize ulaşabiliyor kolayca.akabinde aklıma george orwell'in 1984'ü geliyor kanım donuyor. "big brother is watching us" drım drım (gerilim filmi efekti :) ya da ne bileyim sanal alemde deli sanal hayatlar yaşıyoruz herkes top model herkes vur patlasın çal oynasın bu seferde aklıma "suretler" filmi geliyor nerdeyse ona yakın hayatlar yaşıyoruz. herkes evinde elindeki aletle dünyaya bağlanıyor. dünyayı gönderdiğimiz iletilerle ve beğenilerimizle kurtarıyoruz paylaştığımız gönderilerle karşıt görüşteki insanı lafı burdan koyuyoruz o ordan kapaklanıyor felan. daha çok yavru kedi ve köpek resmi koyarsak o kadar güzel bir dünya yaratıyoruz. Sen yapmıyor musun olayına girmeyelim tabi ki yapıyorum mesih miyim ben dedik ya yukarıda bir garip orhan veliyiz diye... hepsini yapıyorum... o yüzden biliyorum...
      bir 15-20 önceki teknolojiyle şimdiki zaman arasındaki farkı görebilecek yaştayım öncesini de şimdiyi de görüyorum... asıl soru ne bileyim bu gidişat matrix'e mi ya da terminator'e mi bağlayacak bizi bu bilim kurgu senaristleri adı üzerinde kurmamışlar da gelecekle ilgili kehanette mi bulunmuşlar. bazı bazı düşünüyorum astral seyahat insanlar için ne kadar uç noktada bir düşünceydi. bir kısım bunun imkansızlığını savunurken diğerleri bunu ermişlik katındaki insanlara bahşedilmiş bir yetenek olarak görürlerdi. şimdi bana astral seyahat desen bence insanların hergün küçücük bir ekranın mavi beyaz ışığında yaptıkları işin bu olduğunu söylerim. tamam bunun çok da düşündüğümüz gibi ilahi bir tarafı yok ama olan şey bu;; vücut burda bir ekranın önünde kilitlenmiş ama kafa burda değil... hadi canım demeyin hemen evdeki anne,baba,kadeş,eş,çocuk,arkadaş vs sana bir şey anlatıyor ama sen duymuyorsun ya da dinlemek istemiyorsun çünkü önündeki sihirli ekranda görmen gereken resimler oynaman gereken bir oyun ne bileyim ziplenmis bir bilgi kutucuğu dinlemen gereken bir müzik var. yanındakini görmüyorsan duymuyorsan kafa sallayıp tüm benliğinle önündeki işe konsantre oluyorsan ben sana daha ne diyeyim. yanında mısın yani yanındakinin?
 bugün facebook sayfamı cebimden check ederken eski bir arkadaşımdan mesaj geldi "duvarıma bak" ilk bi allah allah dedim bu kadar aradan sonra benden niye böyle bir şey istiyebilir ne alaka sonra aaa ne kaba bir mesaj ne "naber nasılsın?" var ne "nabıyon beya" tarzı bir geyik noluyo be dedim içimden insanlar artık birbirine hal hatır sormaktan da vaz mı geçti sonraki şahsi kanaatim bunun bir virüs programı olduğu bu nedenle de sayfaya gitmedim yok eğer arkadaşımın kendisi böyle bir kabalık yaptıysa  ben burda bu kadar senaryo yaptığımla o da benimle paylaşmak istediği şeyi paylaşamadığıyla kaldı onu bilemeyeceğim ama kimse benimle böyle konuşamaz bu da böyle biline ilk önce gel bir halimi hatırımı sor canımı ye... sonra muhtemel bir virüs saldırısından canım akıllı telefonumu ya da sayfamı  kurtardığımı düşünerek kendi aklımla gurur duydum sonra kendi kendime dertlendim telefonuma ya da sayfama zarar gelmesinden bu kadar mı korkmuştum...
     zaten nihilizm kapıda ben geldim beni içeri al diye tüm sınırlarımı zorlarken benim insanlığa dostluğa inancım yerinden oynamışken gençliğe ait tüm o optimistik neşe ve güven duygusu yerini yavaş yavaş pesimizme ve güvensizliğe devrederken benliğimi hala var olan bir kaç idealizm kırıntısına bıraktığımda kendimi yel değirmenleriyle savaşan don kişot gibi delirmiş hissederken yapılır mı bu bana... yine gece gece bir sürü içsel sorgulamaya ve nereye gidiyor bu dünya sorularına neden olunur mu ne yaptın sen bana ablacım be tekrar soruyorum yapılır mı bu bana????


    Bakınız: eee hadi bu kadar hazırcı olmayalım adı üzerinde bakınız bilmediğiniz kelimelere bi zahmet bakınız....  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder