25 Temmuz 2010 Pazar

kirpi

Çocukluğumda her yaz anneannemin ( kısaca ninecağızımın ) köyüne giderdik. Geçen sefer ne yaman bir half blood laz olduğumdan bahsetmiştim ya size, diğer yarım daha fena trakyalıyım şekerim ben yeri geldiğinde laz damarım tutar yeri geldiğinde eli maşalı edirne çingenesi olurum anlayacağın bulaşmaya gelmez. Lakin aldığım onca eğitimin yüzü suyu hürmetine elimden geldiğince mutasyona uğrayıp aklı selim de davranabiliyorum (? ! ) İşte o yaz tatilleri çocukluğumun en güzel anılarıyla doludur. Süper anılarım vardır oraya ait ağaç tepelerine çıkıp inemediğimde ağlayıp büyük kuzenler tarafından indirildiğimde annemden yediğim dayaklar, yatsı namazına kadar dışarılarda çelik çomak oynamalar (itiraf etmeliyim bu oyunda iyi değildim) (dip not: bizim çocukluğumuzda eve girme saati ezanlarla ölçülürdü), geç kalıp çalılıkların arasından koştura koştura eve gelmeye çalışırken eteklerimi yırtıp annemden dayak yemeler, sonra birkaç arkadaş evden kaçıp köyün yakınlarındaki dereye gidip orda ayakkabımın tekini kaybedip annemden dayak yemeler, her sene yeni civcivlerin kınalısını ben kapacam kavgaları, ellere yakılan kıpkırmızı kınalar, karpuz kavgaları ( o da nesi demeyin edirne malumunuz karpuz diyarı ama en tatlı yeri her zaman kabuğudur ve dolayısıyla onca çocuk arasında karpuzun kabuğunu sıyırabilmek için haliyle bir kavga dövüş ortamı oluşuyordu. Bir keresinde ablamla yine böyle bir kavgaya girişmişiz biz, komşumuz asım amca allah rahmet eylesin geçerken bakmış biz kavga ediyoruz bir çuval karpuz getirmiş ninemlere "çocuklar karpuz için dövüşüyorlardı birbirlerini yemesinler bunarı yesinler" şeklinde düşünceli bir tavırda bulunmuştu. Tabii annemler utanç içinde yok asım aga ambar karpuz dolu bunlar edepsizliklerinden kavga ediyor dediysede asım amca anlayışlı bir tavırla biz komşuyuz aramızda ayıp olmaz deyip çuvalı bıraktığında biz yine annemle ninemin gazabından ve "bizi ele güne rezil ettiniz " nidalarından korunabilmek için sığınacak delik aramıştık), kuyudan su çekip yalağı doldurup soğuk suya girmeler, misafir odasının küçük camından kuyu başındaki aşk trafiğini takip etmeler yada düğünlerde belirli bir miktar karşılığı hoşlanılan kıza mendil götürmeler, tırtıl beslemeler ( evet bildiğin tırtıl ninemlerin avlusunda kocaman iki tane dut ağacı vardı malumunuz tırtıllar dutu çok severler işte yolda beride bulduğum tırtılları pirketlerin içini dut yapraklarıyla dayayıp döşeyip ev yapmıştım bir keresinde yumurtladılar bile tahmin edebileceğiniz gibi bu hikayenin de sonu kötekle bitti düşünsenize her tarafı nerdeyse tırtıl saracaktı ama ben mutluydum önemli olan buydu yemyeşil dut yaprağını oyuktan içeri atıyorsun ve birkaç saat sonra bir bakıyorsun sadece sapı kalmış iyi beslemiştim aslında ama girişimci ruhuma izin verilmedi bak ne oldu büyüyünce memur oldum işte :) vs vs inanın çok eğlenceli geçiyordu tatiller. İşte hayatımda bir kirpiyi canlı olarak ilk kez ninemlerin evinden teyzemin evine giden o daracık patikada gördüm. Çok sevmiştim kendilerini o zamanlar. Daha sonra sadece bir kaç kere kesişti yollarımız ama biliyordum yolu sevgiden geçen herkes bir gün bir yerde buluşacaktı ve biz de mutlu sona ulaşacaktık. Bu sevgi pıtırcığı hayvanla ilgili anılarıma çocukluğumdan devam etmek istiyorum. Sarışın cılız bir çocuktum ve o zamanlar kimse alerji lafını bilmiyordu. Köye her gittiğimde kesin bir taraflarımdan çıkıyordu bu eğlencenin bedeli. Yaşlı teyzeler teşhisi koydu şıp diye mayasıl tedavide belli kirpi eti. Bunu duyduğumda düştüğüm dehşeti siz düşünün gayri. Bereket versinki annemler onlara uyup bana böle bir işkence yapmamıştı. Daha sonraki yıllarda eşimle elele kolkola gecenin bir vakti yürürken istanbulun göbeğinde bir kirpi gördüğümüzdeki mutluluğumuzu tahmin edebiliyorsunuzdur herhalde hemen resimlerini çektik falan. Gel zaman git zaman izmite taşındık yaşasın köy hayatı ve nimetleri hemen bahçeye bir köpek ohhh. Yavrucağızım bir sibirya kurduydu ama haşin bakışlarının ardında gerçekten biraz sarsak bir hayvandı ( bakınız köpeğime aptal demeye dilim varmadı). Bir akşam hayvan acı içerisinde havlamaya başlayınca hemen bahçeye koştuk bir de ne göreyim eski aşkım kirpi. Kesin benim yavru anlayıp dinleyene kadar onu koklamaya çalıştı bu da hunharca iğnelerini beterimin minik burnuna yöneltti. Daha sonraki zamanlarda da bakıyorum bu kirpi kardeş geliyor benim çocuğumun suyundan içiyor benimki ona hav bile diyemiyor. İşte o an benim için bu ilişki bitti, o patikada birleşen yollarımız beterin su tasında ayrıldı. Bu gece de sıcaktan uyuyamadığımız için gece geç saatlere kadar balkonda oturduk bir baktıp koca bir kirpi hızlı hızlı yolun karşısına geçiyor sonra bir kedi onu takip etti biraz kovaladı ama yaklaşmak yemedi ki anlaşılan o da dersini almış ve yaklaşmaması gerektiğini biliyor. Deneyimlerla sabittir ki aslında kirpi sevimli değil sins bir hayvandır. Kirpi ve kedi arasında uzun süren kovalamacaan sonra bir köpek sürüsünün gelip kediyi kovalamaya başlamasıyla gecemiz sona erdi. Ana düşünce büyük balık küçük balığı yer. Ama sadece suda, karada kural değişir kimin kime güce yeterse. O zaman ne diyoruz hep güçlü kalın...

3 yorum:

  1. Ama ben cok agladim bu anilari hatirlayinca. Hayatimizin en guzel zamanlariydi onlar. Daha cok anlat o gunleri. yine anlat o gunleri...

    YanıtlaSil
  2. benim de yüzümde tatlı , biraz da özlem dolu bir gülümsüme oluştu bile. Yazları ben de bir köy çocuğuydum. Buzaların otlaması için bırakıldıkları bahçede onları siper alarak yaptığımız elma savaşları, balık tutma sevdası ile solucan bulacağız diye, inekçiklerin gübrelerinin biriktirildiği yerde solucan ararken o bokluğa batmalarımız, işte tam bana göre küçük bir havuz diye girdiğim bi lokma olukta boğulma eğilimlerim. daha neler. Hala rüyalarımda gördüğüm ve sevinçle uyandığım neşeli günler. Hatırlattığın teşekkürler aysunum..

    YanıtlaSil
  3. ne demek efendim o duyguyu yaşatabildiysek ne mutlu :) inşallah biz de kendi çocuklarımıza güzel anılar sağlayabiliriz

    YanıtlaSil