Hepimiz bu romanı biliriz en azından adını duymuşuzdur hiç olmadı konuya az çok bir aşinalığımız vardır. Ben yine de bilmeyen arkadaşlar için bir alt yazı geçeyim efenim roman dr jekyll adlı 1800'lerin sonlarında yaşayan ince, duyarlı, zevk sahibi bir doktorun ( eee tabi aynı zamanda zengin o kısmı anlamışsınızdır diye sıfatlar arasına eklemedim) kendi üzerinde yaptığı deneyler sonucunda ruhunun derinliklerinde yaşayan kötücül düşüncelerin su yüzüne çıkması sonucu gelişen olayları anlamaktadır. Peki şimdi nerden çıktı bu ingiliz edebiyatına ilgi diyeceksiniz keza kendim amerikan kültür ve edebiyatı mezunuyum ki bu durumda koridorlarda birbirimize kesik atıp geçmişliğimizden gayri karşı takımın edebiyatına prim vermeye de karşıyız. Amma velakin bu romanı çok severim yazarını takdir ederim. Dr jekyll ile aramda ruhani bir yakınlık hissetmekteyim (Romanın baş kahramanı da farkettiyseniz ulvi bir iş icra etmekte) gerek doktorla gerekse bay hyde ile. Şöyleki insanın mesleğinin üzerinde belli başlı etkileri olur biz bunlara mesleki deformasyon diyoruz. İşte bizim meslekte de birkaç deformasyon oluyor ne bileyim yolda beride gördüğün her çocuğa karışma, ona "hımmm" yapma, her zaman insanoğlunu en güzel şekilde yönlendirme eğilimi ve gerekliliği, en ufak bir hatalı davranışta 'amanın bu çocuk gelecekte ne olacak?' kaygısıyla çocuğa bin türlü baskı yapma şeklinde uzayıp gider bu liste. Bir bakmışsın ki her gördüğün velede "aman ne tatlı bir çocuk" şeklinde bakmak yerine şimdi bu böyle davranıyorsa gelecekte ne olacak korkusuyla bilelim öğrenelim başlıklı demeçler veren bir yaratık haline dönüşmüşsün. İnanın bana bu öğretici kişilik ölümcül bir hastalık gibi tüm benliğinizi yıllar içerisinde ele geçirir.
Halbuki ben evde mr hyde kısmını yaşıyorum her türlü cümleyi küfürlü bir atasözüyle bitirme eğiliminde bir insanım hatta kamuoyu içerisinde konuşurken beynimde sürekli simultane bir çevirmen çalışıp durmakta. Kendimi ifade ederken bu çevirmen sürekli iç sesimi bir öğretmene yakışır şekilde dış sese çevirmekte. Bir gün minik çevirmenim su kaynatacak da kendimi uygun olmayan bir yerde uygun olmayan bir söylemle konuşurken bulucam diye akla karayı seçiyorum ( bu durumda da çevirmenim devreye girmiştir yoksa bu durumu ifade etmek için daha eğlenceli deyimlerim de var) Bir de kıyafet konusu var ki değme geçsin okul için ayrı, dışarı çıkarken ayrı, yok efendim günlük ayrı içim daralıyor kıyafet seçerken göğüs dekoltesine çatala yırtmaca dikkat ederek güzel görünmeye çalışmaktan en sonunda koyverip gidiyorsun valla serbest olsa pijamalarımla okula gidecem o kadar yıldım ne giycem derdinden. Nihayetinde iş arkadaşlarım en zor gurup çünkü onlar ergenler hiç bir şeyden sorumlu değiller (sanırım ergen kelimesi akabinde gelen açıklamayı hali hazırda kapsıyordu) benim de bir tek harem eksik doğru yolu göstermek için bu nedenle onlardan uygun davranışı beklemek yerine ben uygun şekilde giyinmeliyim.
Ama ama ben gökçe gibi giyinmek istiyorum, "tuttu fırlattı kalbimi" şeklinde bağıra çağıra şarkı söylemek, klip çekmek istiyorum, saçımı da mora boyayıp şapka niyetine huni takmak istiyorum, degajenin dibine vurup topuklu ayakkabılarla hem de eski apartman topuklarla salınmak istiyorum, ingilizce filmler seyredip kitaplar okumak istiyorum ama grammar anlatmak istemiyorum hele hele grammar anlattığım için "aaaa hoca hanım oldumu şimdi !?" diyen nuhneviden kalma insanlara dert anlatmayı ve hatta onlarla aynı odada olmayı dahi istemiyorum.
Evet anladığınız üzre ben işe geri döndüm yorucu bir yazın ardından hiç bitmeyecek gibi görünen kışa girmek istemiyorum bu nedenle size gökçe'den bir şarkı hediye ediyorum şen ve esen kalın ( görüyorsunuz işte istek şarkısı gönderirken bile trt sunucusu gibi sound ediyorum nihayetinde devletin tapulu malıyım kod numaram 657)
http://youtu.be/IdASp-WroCI
süper yazmışsın Aysuncum o küçük çevirmenler olmasa halimiz duman:))
YanıtlaSilsorma ya bir gün gerçekten bir yerde ağzımdan yanlış olanı kaçacak diye ödüm patlıyor. umarım asla bu küçümen işçilerimiz yaşlanıp su koyvermezler:)))
YanıtlaSilbu hediye beni çok sevindirdi. nerde duysam içimde neşe heyecan ve coşku hislerini uyandırıyor. Bu duygular hala genç olduğumu hatırlatıyor.
YanıtlaSilheyo biliyordum ben de hala aydilgeyi dinleyemedim üsgünümmmmm
YanıtlaSil