Zaman ne kadar da hızla akıp geçiyor ne zamandır bilgisayarın karşına geçip sizinle iki lafın belini kırayım ( bu da her ne demekse) diyorum. Fekat bir türlü zaman bulup klavyenin başına geçemedim. Malum onbeş tatil nedeniyle kendimi nadasa bırakmıştım akabinde 14 şubat dolayısıyla bir sevgi seline tutuluverdim. Derken zaman nasıl geçti anlayamadım.İşin aslı şu arkadaşım kişilik dolayısıyla çok kolay bağımlı olabilecek bir yapım var. Bu bağımlılık olayını her şeye karşı geliştirebiliyorum. Herhangibir keyif veren maddeye doğru (bu cümledeki maddeden kasıt cisim)tutkuyla sürüklenebiliyorum. Otuzlu yaşlarda insan geriye dönüp ergenlik dönemine şöyle bir baktığında nasıl da "allahın sevgili kulu" olduğunu anlayıveriyor. Nasıl olup da başına bir iş açmadan bu yaşa gelebildiğine şaşakalıyor. Bağımlılık yaratan birçok şeyle genç ve adrenalinin beyni bloke ettiği dönemde tanışmaktayız. Bereket versin ki alkolün tadını sevmedim bereket vesin ki iyi ve kötü hakkında doğru kararı verebilmem için annemin hayali adaletin keskin kılıcı gibi hep gözümün önündeydi dolayısıyla herhangi bir toz olayını denemedim bile. Ama ne yazık ki aynı kararlılığı sigara konusunda gösteremedim. Ve yine ne yazık ki kendileri hayatımın en büyük aşkı olmuştur. Fekat kendileri gözü kara dengesiz bir sevgili olup hayatı bana zehir etmiştir dahası etmeye devam etmektedir. Ne onunla ne de onsuz bir yaşam kolay değildir. Ne zaman ben onu terketmeye kalksam ya benimsin ya kara toprağın şeklinde bir kararlılık göstermektedir. Keza onunla ilişkimin eni de sonu da kara topraktır. Bu nedenle ben de aynı kararlılığı onun gözlerinin içine baka baka "hayır artık seni sevmiyorum"diyerek gösterdim. Lakin ne zaman bir fincan Türk kahvesi içecek olsam aklıma O gelir içimi hüzün kaplar ağzımın tadı kaçar. Ne zaman denize nazır ılık bir rüzgar esse güneş saçlarımda dans etse. Yine aklımın bir ucu hem sevgimden hem de öfkemden sızlamaya başlar. Her ayrılıkta olduğu gibi dostları da ayırmak zorunda kalırsın onunkiler benimkiler şeklinde. En tatlı sohbetleri onun eşliğinde yaptığın arkadaşlarını da terketmek zorunda kalırsın çünkü sana hep onu hatırlatırlar kendinle savaşmaktan ya sohbeti kaçırırsın ya da hiç dönmemen gerektiğini bildiğin bu deli aşığa teslim olmak zorunda kalırsın. Ben bu git gellerin hepsini tekrar tekrar yaşadım şu aralar "git, istemiyorum seni hayatımda" dönemindeyim. Bakalım nereye kadar. Başka bağımlılıklar geliştiriyorum dizi seyretmek gibi. Zararsız bir eylemin bir bağımlılıkla ne tür bir benzerliği olduğunu düşünebilirsiniz. Aynı mantık. Yine hayatının akışını değiştiren bir sevgi. Bağlı olduğun şey olmadan yapamıyorsan aklında hep o varsa hayatındaki herşeyi ona göre düzenliyorsan bu da bir bağımlılıktır. Ah işte ben de bu aralar deli gibi saatlerce dizi izliyorum. Lise dönemlerimde tetris vardı üniversitede tavla... liste uzar gider. Tavla oynamak bağımlılık gurubuna girer mi girer aslında o kadar çok tavla oynuyorduk ki artık kafamın içinde dolapları üstüste kapı alıyordum ya da insanları gerisini siz düşünün gayri :))
Gelelim ana düşünce bir bağımlılıktan kurtulmanın en kolay yolu yeni bir bağımlılık yaratmaktır. Sürekli pozitif yönde bir gelişim gösterebilirseniz bağımlılıklarınız sizi dünyanın en başarılı insanı dahi yapabilir. O zaman ilk olarak bir bağımlı olduğunuzu itiraf edin ve onunla savaşın :))
eveet aysunum, karşılıklı kahvemizi içerken ya da uzun telefon sohbetlerimizde bize eşlik eden, ya da bizim ona eşlik ettiğimiz o malum şeyi artık son kez terk edeceksin inanıyorum. Onun uğruna beni de zaman zaman terk etsen de razıyım.
YanıtlaSilcanım benim zaten yukarıdaki bahsi geçen dost sensin :)) ama biliyon sana karşı da bir bağımlılığım var :))
YanıtlaSil