27 Ocak 2011 Perşembe

çok duyguselim

bu aralar çok duyguselim. Kelimeyi yanlış yazdığım düşünülmesin aynen yazıldığı gibi hissediyorum bu aralar çok duyguselim. Tamam kabul ediyorum kadınlar hassas yaratıklardır ya da ne bileyim en azından ayda bir kez duygusal bir dönem yaşarlar. Ne yazık ki. Ama ben kendimi aştım artık bu duygusallığı hormanel bir dönemle kısıtlamak istemedim hayatımın her bir anına yaydım. Her dem bu duygu yoğunluğuyla yaşamak istedim ve hatta yaşatmak da istedim yaşatmak diyorum çünkü bu kadar duygusel bir insanın bu olayı etrafına sıçratmadan yaşamasına imkan yoktur.Ama bu nasıl bir duygu yoğunluğudur yarabbim haberleri seyrederken ağlıyorum mesela ama günümüzde bu çok normal çünkü mutlaka bir damar haber mevcut bu nedenle bu uygun bir örnek olmadı sanırım. Lakin ben bir komedi filminde bile ağlayabilecek duruma geldim. Bu olayın nirvanasına ulaştım da diyebiliriz.
Hadi ağlak zırlak bir insan olmayı kendi içimizde sindirdik diyelim. peki neden böhüre böhüre ağlarsın be kadın değil mi bir kadın olarak al eline mendili, mendilin ucunu göz ucuna götürmek suretiyle gözyaşlarını kurulasan ne kadar şık ne kadar görsel bir duygu boşalımı olurdu değil mi? Ama ben her zaman yaptığım işlerin hakkını vermeyi kendine ilke edinmiş bir insan olarak bu noktada ağlama olayını iki damla gözyaşıyla geçiştirecek yapıda bir kadın olmadım asla. İşte bu noktada duyguselliğim devreye giriyor. Hadi gözümüde canlandıralım, Shrek'in ilk bölümünde kediyle ilk karşılaştığı anı hatırlayan var mı aranızda? Kedi masum masum kirpiklerin arasından ıslak ıslak bakar. İşte bu aralar baktığım her yerde ve her şeyde bu masum bakışı görüyorum diyeyim siz gerisini düşünüverin. Bazen şöyle hissediyorum ki; içimde her an böngür böngür ağlamaya hazır bir uyuyan canavar. Canavar kısmı şöyle çıkıyor ortaya ilk olarak itinayla ağlayacak bir malzeme bulunuyor sinsice daha sonra içli bir kaç damla göz yaşı dökülüyor. Buraya kadar herşey normal sonra giderek hızlanan bir tren misali çuf çuf çuf çuf ağlamaya başlıyorum sonra tren raylardan çıkıyor höngür höşürt ağlamaya başlıyorum. Ve canavar sahneye çıkar. Böngür böngür bir sesle ağlarken açılan çeşmeler sadece gözlerde değildir. Sonuçta şiş ve kırmızı gözler, silinmekten kızarmış bir burun her türlü sıvı nedeniyle kabarmış bir yüz. Aynaya bir bakıverin haydi aynadaki yüz size mi ait artık. Yoksa duygu selinden erozyona uğramış bu kıraç alan sizin yüzünüz mü?
Hımm bu yazının ana düşüncesini bulamadım bu düşüncesizce yazılmış içsel bir aktarımdı :))) Onun yerine istek parça yolluyorum size..
beni böyle sev seveceksen
olduğum gibi göreceksen
girme ömrüme girme gönlüme
ne dertliymiş bu diyeceksen
sen dert nedir ne bilirsin
sen gönlümde kabe sen meleksin
sen herşeysin
sen ümitlerimin tek kaynağı
sen aşkın bence taa kendisisin
sevme diyemem sevde diyemem
sende dertli ol diyemem
beni böyle sev seveceksen
kalbim senin gir gireceksen
girme gönlüme girme ömrüme
ne dertliymiş bu diyeceksen
görmedin mi gözlerimde
bir mahkumun en son arzususunu hasretini
görmedin mi gözlerimde
seni çılgın gibi sevdiğimi
ister sevgi ol istersen kin
isterdim benim ol benim --- orhan gencebay---

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder