9 Ocak 2013 Çarşamba

dünyaya geri döndüm

                Aradan ne kadar uzun zaman geçmiş.  Yazmak bazen gerçekten büyük bir ihtiyaç oluyor benim için. Kağıda ya da klavyeye dökülemese de ben hep içimden kendi kendimle uzun diyologlar kuruyorum zaten tek sorun sizinle paylaşamamak oluyor. Bu uzun süreli ayrılığın nedeni dünyaya güzel mi güzel tatlı mı tatlı bir canlının, oğlumun gelmiş olması o dönemde de hep sizlerle konuştum mutluluğumu sizlerle paylaşmak istedim. Lakin öyle dolu dizgin öyle deli bozuk bir heyecan ki nasıl sözcüklere dökülebilirdi bilmiyorum.                                                                                             
                Bu güzel anıları sizinle paylaşmaya fırsat bulamadan ne yazık ki sizinle kızgınlığımı, üzüntümü ve öfkemi paylaşmak zorunda kalacağım. Bugün Ayşe Arman'ın yazısını okudum daha sonra da bu yazıyla ilgili yorumları. Olayı neresinden tutmam gerektiğine bile karar veremeden geçtim bilgisayarın başına.
               Öncelikle yazıyı okumayanlar için konuyu özetlemekle başlayayım işe. Yazıda bir kadın okurun mektubundan bahsediliyor. Bu kadın okur yakın bir tarihte kürtaj yaptırırken yaşadığı acı tecrübeden behsetmiş. Ne yazık ki mahremiyetinin olmadığı bir odada insan gibi bir muameleyi haketmediğini düşünen bir doktor tarafından narkoz bile verilmeden kürtaj yapılmış. Böyle bir travma nasıl atlatılır hiç bilmiyorum. Bir kadın için çocuğunu aldırma kararı yeterince zorken doktor tarafından cahil cühela görülerek diğer kadınların yanında aşağılanması "kocanın altına yatmayı biliyorsun ama "   tarzı bir yaklaşım... Aman allahım demek istiyorum. Ne zaman cinsellikle ilgili bu tabularımızı yıkacağız ne zaman cinsellik yaşanması ve algılanması gerektiği gibi yaşanıp yaşatılacak ya da algılanıp bu şekilde algılanması sağlanacak. Benim annem iki doğumunun ikisini de evde yapmış bir kadın.Hem de istanbul'un göbeğinde yaşarken. Ona neden diye sorduğumda o zamanlardaki  ebelerin ve doktorların yaklaşımından, her gelen geçene açık bir şekilde muayene edilip mahramiyetine saygı duyulmayacağından, doğum yaparken bağıran kadınlara " kocanla bu işi yaparken de bağırıyor muydun sus bakayim" tarzı seviyesiz ve insanlık gururunu kırıcı laflarla kadınların susturulduğundan ve buna benzer bir çok kötü tecrübeyi  arkadaşlarından duyduğu için de evde doğum yaptığından bahsetti düşünebiliyor musunuz bu bir insanın gururuyla canı arasında yaptığı seçimdir. Aradan geçmiş 35 yıl ve biz hala buna benzer şeyler duyup okuyoruz. Halbuki yeni doğum yapmış bir bayan olarak o anda insanın ne kadar ilgi ve şevkate ihtiyacı olduğundan size uzun uzun bahsetmek isterdim sadece şunu söylemeliyim yanımda en çok istediğim kişi eşimdi elimi tutmasını isterdim bana herşey yolunda gidecek demesini isterdim lakin ben odada kurbanlık koyun misali tek başıma ne söylerlerse kafamı sallayarak onaylamak zorunda bırakıldım. Keza özel bir hastane olduğu için hemşireler hasta bakıcılar ve doktorum iyiydi ve iyi davranıyorlardı gerçekten.  Bu mudur yani  parayı veren   düdüğü çalar zihniyeti dahi o günden bugüne aşılamamış mıdır? Bana sakın kapitalizmden bahsetmeyin  bu başka bir şey.
                Bu olayda yaşananlar kadına şiddetin çok ama çok ciddi bir boyutu bu durumu ziyadesiyle kınıyorum. Gelgelelim Arman'ın yazısının ardından yapılan yorumlar olayın kendisi kadar kanımı dondurdu kendisi de bir kadın olmasına rağmen hemcinsinin verdiği kararın yanlış olduğunu düşündüğü için bu muameleyi hakettiğini iddia edenleri  mi istersin kendisi de doktor olduğu için çuvaldaki çürükleri inkar ederek ben de doktorum yok böyle bir şey diye diretenleri mi istersin yoksa şiddeti kınama yöntemi olarak bahsi geçen doktora şiddet uygulamayı ve hatta tecavüz edilmesi gerektiğini savunanları mı istersin. İşte bu bir arpa boyu yol alamamış yurdum insanından manzaralar. Ben de bu mozaiğin bir parçasıyım ne yazık ki kızdığımda karşımdaki hem cinsimse hemen  yaftayı yapıştırıyorum "yosma, aşifte vs vs" eğer karşımdaki karşı cinstense gücüm yetse bir kaşık suda boğma gibi hayallere kapılıyorum. Sorsan bana çok humanistimdir, şiddetin her türüne hem fizikseline hem psikolojik olanına karşıyımdır, çok yufka yürekliyimdir, elimden geldiğince herkese yardım etmeye çalışırım, insanın insan gibi yaşayıp muamele görmesi gerektiğinin savunucusuyumdur falan filan buna rağmen ben bile zaman zaman öfkeme yenik düşüp şiddet yanlısı oluveriyorum. Neden hala ülkem çağdaş refah seviyesinde yaşayan Avrupa ülkeleriyle aynı seviyeye gelemiyor, neden bu okumuşu okumamışı hepimiz aynı cinnet seviyesinde orta çağ insanının ilkelliğinde yaşıyoruz ve yaşatılıyoruz ya da bu şekilde düşünmeye itiliyoruz. Neden hala medyanın bize direttiği ve pompaladığı bizden olmamızı istediği gibi bireyler olmak yerine çağın gerektirdiği gibi bir millet olamıyoruz bilmiyorum. Tek bildiğim eğitim şart.
                   Bu arada Japon bilim adamı itashiri miydi neydi kalp atışına ayarlı kuyruk icat etmiş ya heyecanlandığında sallanacakmış. Hah işte dünyanın bir tek buna ihtiyacı vardı diye düşündürttü beni hele hele türk erkekleri için tadından yenmez icat. Her türlü tecavüzü kendi rızası vardı sözcükleriyle yasallaştırdıkları yetmezmiş gibi bir de kuyruğu taktı mıydı hakime verilecek savunma belli "ee kuyruk salladı".
          Kalın sağlıcakla allah çoluğumuzu çocuğumuzu kötü kalpli insanlardan uzak tut yarabbim aminnnnn

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder