8 Ocak 2012 Pazar

Bir sabah Uyandığımda

          daha önce bahsettim mi bilmiyorum lakin ben gazete okumayı hiç sevmem ya da ana haber bültenlerini izlemeyi. Her seferinde "ülkede neler olup bitiyor öğrenmen lazım, bu kadar duyarsız bir vatandaş olamazsın" ya da "kızım (kızım dediğime bakmayın siz koca kadın oldum artık) büyü artık biraz siyasetle ilgilen" falan desem de ne yazık ki kendi kendimi kafalayamamakta ve kandıramamaktayım. Sonuç; canım ne zaman ne isterse onu okur, onu seyrederim ve onu takip ederim şekerim bu kadar basit. Lakin anne tam bir televizyon-kolik olunca ucundan kenarından birçok şeyi seyretmek zorunda kalıyorum. Hadi canım ordan ne zorundalığı diye düşünmeyin valla hatun kişinin insanın kanına nasıl işlediğini bilmezsiniz siz. Ya da bilirsiniz nihayetinde hepinizin bir anası var ve hepimiz biliyoruz ki gerek canımla cicimle gerek cebren ve hileyle her istediklerini yaptırırlar. Örneğin normalde ben işlerimi gün içerisine yaya yaya (yaparım demek isterdim) yapmam. işlerimin hepsini işe gitmeden önceki yarım saate sığdırmaya çalışırım keza o yarım saat yapmadığım kahvaltıdan bana kalan zamandır ve çok kıymetlidir. Bu kadar kısa zamanda neler yaptığımı bir görseniz şaşarsınız. çamaşırlar toplanır katlanır yenisi asılır savaş alanı tadındaki mutfak cillop gibi olur gerekirse ev süpürge açılıp süpürülür düşünün yani ne kıymetli bir zaman dilimi.Yuh artık bana dimi madem yarım saatte bu kadarını yapabiliyorsun ne sabah sabah işe gitmeden önce kendini kasıyorsun ve tüm enerjiyi sabah 7:30 sularında bitiriyorsun sonrada koşa koşa işe yetişiyorsun. Niye çünkü ben tipik bir türküm şekerim. Budur benim olayım yumurta ve kapı ne yapabilirim yani genlerime ve milli kimliğime karşı mı geleyim. Bak dağıttım yine konuyu en son annemin beni nasıl manupule ettiğinden bahsediyordum. Sabah uyandığında terliklerini ayağına taktırdığında beynin seni otomatikman  tuvalete götürür ya benimkiler beni daha ben gözlerimi bile açmadan doğruca anamın evine götürüyor. Neden çünkü bu anne, ana, anneciğim gülüm balım diye bahsettiğimiz bu organizmalar bizi çok iyi tanıdıkları için en iyi tuzakları onlar kurarlar bize. Benim sabah ki tuzağım şu sıcacık bir oda tepsiyle önüne gelen kahvaltı ve tam karşında televizyon. Her sabah doğruca kucağımda kahvaltımla seyrettiğim "yalancı yarim" dizisine doğru sürükleniyorum. Böyle sallana sallana kahvaltı yaparken beyin rölantide diziyi seyrederken zor yetişiyorum derse. Öğrenci olsam aynen bu modda olurdum her halde işte yıllar geçse de modun değişmemesine neden olan şey nedir? ANNE. İşte ben de kahvaltıydı, çay molasıydı, kahve arasıydı derken annemle beraber ne sabah haberleri ne diziler ne izdivaç programları ne de ana haber bültenlerini kaçırır oldum. Bir de ikimizde de yüksek doz duygusallık var kedi görürüz "ayyyyy...",  bebek görürüz "canımmmmm...",  leziz bir şey görürüz "yerim seniiiiii...",  çiftetelli çalar "aman yandannnnn..." Buraya kadar bir şey yok ama takdir edebileceğiniz haberler canım cicim bir aydınlatma şekline sahip değil veyahut Türk dizileri maşallah ne kadar dram varsa hepsi bir arada. Allah'ım bizim canımız çıkıyor bunları seyrederken ağlamaktan. Bazen "nereye kadar bu kadar acı ızdırap" diyerek ben kendimi kurtarıyorum evime çekiliyorum. Ama etkilerini silmek bu kadar kolay olmuyor.
                 geçen gün yine annemle sabah haberlerini seyrederken kadının biri eski eşi tarafından bıçaklanırken mobese kameralarına takılmış görüntülere denk geldik. Tek kelimeyle kanımız dondu. Adam kafenin sokağa açılan kısmında karısını bir güzel bıçaklarken etraftaki insanlar kılını bile kıpırdatmıyorlardı. Niye müdahale etsinler ki adam vakti zamanında sahiplendiği bir malın üzerinde ufak tefek hava delikleri açıyordu ve bundan doğal ne olabilirdi değil mi. Daha da güzelinden bahsedeyim. Polis adamı yakaladığında habercilerden biri hali hazırdaki sorusunu bir çırpıda soruyor "eski eşinizi neden öldürdünüz?" o da bir çırpıda hem halkın önünde hem de kanunların nezdinde kendini temizleyiveriyor "namus davası" Bitti. Finito. End. Bu kadar. Adam hem çıkış biletini aldı bu iki kelimeyle hem de bir anda kamuoyunda erkek adam olarak aklanıverdi. Bu mudur ülkemdeki kadına bakış açısı. Bu mudur medeni adı verilen kanunumuzun medeniliği. Eğer bununla yırtabiliyorsa bu adam her türlü cezadan kabul edelim o zaman ne kanunumuz medeni ne de biz. 11 yaşındaki kızlar hamile olarak dini nikahlı eşi tarafından kolaylıkla hastaneden ben onun eşiyim diyerek çıkartılabiliyorsa ve kimse sormuyorsa " ne, nasıl, belge...?" 13 yaşında bir çocuğa sayısız defa bir çok kişi tarafından tecavüz edilebiliyorsa, ve onu koruması gereken hakim amcas da "kendi rızası varmış canım kanunen bir suç yok ortada" diyebiliyorsa. Her gün birileri kızlarını ahırdaki ineklerini satar gibi birilerine "sen kimsin nesin necisin" diye sormadan satabiliyorsa.Kadına şiddete bir dur denilemiyorsa. Ve kadınlarımız hala "kadın dediğin evde şöyle yatakta böyle mutfakta şöyle olur" demeçleriyle  dibine kadar her türlü sömürülüyorsa. Daha da kötüsü etrafında gördüğün eğitimli aklı başında diye düşündüğün hemcinslerin dahi olayı olduğu gibi kabullenmişse. Biraz sesi çıkanın başı ezilmişse. Benim de haklarım var dediğinde önce haddin bildirilmişse.  Her gün ana haber bülteninde sevgilisi, aşığı, kocası, babası, kardeşi tarafından öldürülen, varlığıyla şereflendiremediği ortamları ölümüyle temizleyen kadınlar varsa. Ülkemin doğusuyla batısı arasındaki zaman farkı sadece 76 dakika değil arada en az bir yüzyıl oynuyorsa. Bu durumda suçlu kim durup bir düşünelim. Cevabı veriyorum suçluuuuuuu annem. Evet her şey onun yüzünden. Onun yüzünden haberleri seyrediyorum. Halbuki ben üç maymunu oynarken işime gidip gelirken modern eğitimli çalışan kadınım diye ortalarda dolanırken çok mutluyum ve de huzurluyum. Evet evet suçlu kesin annem nihayetinde kadın değil mi suçlu başka kim olabilirdi ki?
       not: bir sabah uyandığımda her şey bambaşka olsa. Dünyadaki tüm kadınlar mutlu olsa. tek problemleri " o baha paktu ben oa paktum pakuştuk" olsa. ya da ayyyy benim neden tek taşım yok, ya da yaptığım kek kabarmadı, ya da ayy oğlum ne yaptın her tarafı batırmışsın, ya da kızım o kulakları azıcık çıkar da gel bana yardım et, ya da ay sanki 600gr fazlalığım var, ya da  offf ya ilk randevuya kocaman bir sivilceyle mi gidilir, ya da ühü ben eskisi gibi sevmiyon artık gibi dertleri olsa. hayat bayram olsa

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder